, , ,

EBEVEYN TUTUMLARI

 EBEVEYN TUTUMLARI

Ebeveyn tutumları çocukların sergiledikleri hal ve tavırlara karşı anne ve babaların göstermiş olduğu davranış şekilleridir. Bu tutumlar çocukların kişilik gelişimleri açısından oldukça önemlidir. Çünkü anne babasından çocuk nasıl davranışa maruz kalıyorsa o doğrultuda kişiliğini ve benliğini oluşturacaktır. Ebeveyn tutumlarının diğer önemli etkilerinden biri ise çocuğun olumlu anlamda psikolojik, ruhsal olarak sağlığının oluşması için temel bileşeni oluşturmasıdır. Bunun sebebi; çocuğun ebeveynleriyle iletişimi ne derece sağlıklı, düzgün olursa çocuk o derece kendini ifade etme özgürlüğü bulacak ve psikolojik olarak iyi oluş hali yaşayacaktır. Tüm bunlara dayanarak belli davranış şekillerine göre belli ebeveyn tutumları gözlenmektedir.                                                                                         A.) KAYITSIZ VE PASİF ANNE BABA TUTUMU

Kayıtsız ve pasif ebeveynler çocuğun davranışlarına karşı “ilgisiz” tavırlar sergileyen anne ve babalardır. Çocuğun yaptığı davranış yanlış bile olsa ebeveynler kayıtsız kalırlar, tepkilerini belli etmezler. Diğer bir söylemle çocuğa aşırı hoşgörülü bir tutum sergilerler. Ancak tüm bunlar çocuğun yalnızlaşmasına neden olur. Çünkü neredeyse her davranışına ilgisiz kalan ebeveynleriyle çocuğun giderek iletişimi çok kısıtlı hale gelir.

Bu tutumla yetişen çocukların kişilik özellikleri:

*İletişim kurmakta zorlanırlar.

letişim zorluğundan dolayı sosyal ilişki başlatmada zorluk çekerler.

*Ailesinin ilgisini çekebilmek için saldırgan davranışlar gözlenebilir veya abartılı hareketler sergileyebilir.

*Özgüven eksikliği yaşarlar.

*Hayata karşı aşırı kaygı hissederler ayrıca yetersizlik duygusuna da kapılabilirler.

B.) TUTARSIZ, DENGESİZ, KARARSIZ ANNE BABA TUTUMU

Tutarsız, dengesiz, kararsız ebeveynlerde anne ve baba çocuğun davranışına karşı hem fikir olmayıp, ortak bir payda da buluşamamaktadırlar. Örneğin; anne çocuğun davranışıyla ilgili bir konuya “evet” olarak onay verirken baba “hayır” olarak onay vermez. İşte bu noktada tutarsızlık oluşur. Çocuk ise bu durumda neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlayamaz ve kafa karışıklığı yaşar.

Bu tutumla yetişen çocukların kişilik özellikleri:

*Kararsız, tutarsız, çabuk karar değiştirebilen çocuklar olurlar.

*Çocuk davranışlarındaki doğru, yanlış ayrımını yapamadığı için neyin nerede ve ne zaman yapılacağı öngörüsünde bulunamaz.

*Çocuk ebeveynlerinin bu tutarsız durumlarından sıyrılıp kendini gösterebilmek için ya aşırı sakin, uslu ya da aşırı huysuz, kavgacı bir profile bürünebilir.

 

C.) BASKICI, OTORİTER, KATI ANNE BABA TUTUMLARI

Baskıcı, otoriter ebeveynler yaşam alanlarında çocuklara çok katı kural ve emirler belirlerler. Aşırı disiplin hakimdir. Çocuğun ne düşündüğünün bir önemi yoktur ve sadece ebeveynlerin dediği olur. Bu tür ailelerde fiziksel ve psikolojik şiddet ön plandadır. Çocuğa her fırsatta ceza verme eğilimindelerdir. Ayrıca cezalar çocuğun yaptığı hatalarla orantılı değildir. Çocuğa hiç sorumluluk verilmez tüm kontrol ebeveynlerin elindedir.

Bu tutumla yetişen çocukların kişilik özellikleri:

*Fiziksel ve psikolojik şiddet yüzünden ya çok içe kapanık, çekinik bir çocuk olarak ya da aşırı saldırgan, öfke patlamaları yaşayan bir çocuk olarak gözlemlenir.

*Sorumluluk bilinci geliştirilmediği için genelde başkalarının kararlarına uyarlar.

*Aşırı kuralcı bir alanda büyüdüğü için hayatının ileriki aşamalarında kurallara kesinlikle uymayan birey haline gelebilirler.

*Psikolojik şiddet sırasında sürekli hoş olmayan, kötü cümleler duydukları için kendilerini özgüvensiz ve yetersiz hissederler.

D.) SERBEST ANNE BABA TUTUMU

Serbest tutuma sahip ebeveynler disiplinli ve baskıcı davranmak yerine çocuğu özgür bırakırlar. Aşırı kuralsızlık hakimdir. Anne baba otoritesi, denetimi yoktur. Daha çok çocuklar ebeveynleri üzerinde hakimiyet kurarlar. Anne ve babasına her dediğini yaptırmaya başlar.

Bu tutumla yetişen çocukların kişilik özellikleri:

*Çocuk ebeveynlerine ve çevresindekilere her dediğini yaptırdığı için saygısız ve şımarıktır.

*İstekleri her zaman, anında karşılansın isterler.

*Aile ortamında kurallarla hiç karşılaşmadıkları için okul hayatı ve sosyal ortamlarda kurallara uymakta zorluk çekerler.

*Ayrıca her istediklerinin yapılmasına alıştıkları için sosyal ortamlarda tam aksi bir durumla karşılaştıklarında içlerine kapanıp kendilerini sosyal ortamdan izole edebilirler. Çünkü bu durum onlar için hayal kırıklığı yaratacaktır.

5.) MÜKEMMELLİYETÇİ ANNE BABA TUTUMU

Mükemmelliyetçi ebeveynler çocuktan her şeyin en iyisini, en güzelini yapmasını beklerler. “Kesinlikle hata yapmaz” şeklinde düşünürler. Çocuk kurallara daima uymak zorundadır. Çocuktan tıpkı bir yetişkin olgunluğunda davranışlar beklenilir. Beklentiler çocuğun seviyesinin hep üzerindedir. Ayrıca en ufacık olumsuzlukta ebeveynler başka çocukları anlatıp kıyaslamak isterler.

Bu tutumla yetişen çocukların kişilik özellikleri:

*Çocuk yoğun kurallar yüzünden kendi öz benliğini bulmakta zorlanır, sıkışma yaşar.

*Çocukluğundan beri her şeyin en iyisini yapmaya koşullandığı için istediğini başaramayınca yoğun hayal kırıklığı yaşar.

*Hayatları boyunca hataya yer verilmediği için yanlış yapmaktan korkarlar.

*Ebeveynlerin bu tutumları yüzünden erken olgunlaşırlar ve çocukluklarını tam anlamıyla yaşayamazlar.

6.) AŞIRI KORUYUCU ANNE BABA TUTUMU

Ebeveynler çocuğun üzerine gereğinden fazla titrer ve koruma ihtiyacı hisseder. Bunaltıcı şekilde çocuğa şefkat gösterilir. Genellikle bu tutum anne ile çocuk arasında gözlenir. Çünkü anne toplumdan, ailesinden, eşinden, evliliğinden göremediği saygıyı ve sevgiyi çocuğundan görebilmek için sürekli onunla ilgilenmektedir. Hatta ileriki aşamalarda çocuğu yerine tüm kararları vermekte ve kendine bağımlı hale getirmektedir.

Bu tutumla yetişen çocukların kişilik özellikleri:

*Anneye bağımlılık çocuklukta aşırı pekiştirildiği için özgüven eksikliği görülür.

*Yeterli özgüvene sahip olmadıkları için genellikle çekingen bir mizaca sahip olurlar.

*Sosyalleşmekte, çevreye uyum göstermekte aşırı zorlanırlar.

*Ebeveynlerine bağımlı yaşayıp genelde kendi iradeleriyle kararlar almadıkları için hayatlarının geri kalanında neredeyse her konuda kararsızlık yaşarlar.

7.) KABUL EDİCİ, GÜVEN VERİCİ, HOŞGÖRÜLÜ, DEMOKRATİK ANNE BABA TUTUMU

Bu tutuma sahip ebeveynler çocuklarına karşı hoşgörülü davranırlar. Çocuğunu olduğu gibi kabul ederler. Çocuklarına gereken sevgi, saygı ve şefkati gösterirler. Aile içinde duygularını, yaşadıkları olayları rahatça paylaşabilme özgürlüğü tanırlar. Bu ise güven ve iletişim ortamında güzel bir pekiştireç görevi görür. Kararlar alınırken ailenin her üyesi konu hakkında fikirlerini rahatlıkla söyleyebilir. Bu sayede demokratik ortamın temelleri atılmış olur. Çocuk belirli sınırlar içerisinde özgürdür. Eğer yanlış yapacak olursa uyarı ile hata önlenir. Kesinlikle bu tutuma sahip ebeveynler psikolojik veya fiziksel şiddet uygulamaz. Konu veya problem düzgün bir iletişimle çocuğa anlatılıp çözüme ulaşılır. En önemli nokta ise anne, baba her zaman çocuklarına en iyi rol-modeldir.

Bu tutumla yetişen çocukların kişilik özellikleri:

*Sosyal ilişkileri kuvvetli çocuklar olurlar.

*Aile ortamında kendilerini rahatlıkla ifade edebilen çocuklar oldukları için her ortamda saygı sınırları içerisinde özgürce düşüncelerini paylaşabilirler.

*Özgüvenleri yüksektir.

*Karakterleri ve kişilikleri gelişmiş ve oturmuştur.

*Huzurlu bir ortamda büyüdükleri için mutlu çocuklardır.

,

Okulda neden sıkılır !

Okullarda gerçek bir öğrenme ortamı yaratmak ve çocuklar sıkılmadan, severek okula gitsin istiyorsak çocuklarda merak uyandırmamız gerekir. Peki okullarda neden merak uyandıramıyoruz?

OKUL VE MERAK

Merakın oluşmamasının çok sebebi var ama en önemlisi şu: Merakın oluşabilmesi için çocukların kafasında deneyim sonucunda bir şema (düşünme modeli) ve daha sonra da bu şemada bir boşluk oluşması gerekir. Bu durumda çocuk da o boşluğu doldurmak için meraklanır ve yeni bilgilerin peşinden koşar. Zaten bu sebepten dolayı insanlar ilgilerini çeken konularda daha meraklıdır. Çünkü bu konularla ilgili bir şema oluşmuştur ve kişi de o şemayı sürekli genişletmek ve daha da bütün hale getirmek ister. Ama maalesef biz okullarda çocukların ilgi alanını gözetmeden müfredatı aktarmak ve sınava hazırlanmakla meşgulüz. Doğal olarak da çocuklar okullarda hem sıkılıyor hem de öğrenemiyor.

ÖDEVLER ÖĞRENMEYİ SAĞLAR MI?

Çocuklar ödevlerden de sıkılıyor. Neden? Çünkü maalesef ödevler çocukları keşfetmeye yönlendirmiyor ve dolayısıyla meraklandırmıyor. Ödevler genelde tekrar ödevi oluyor ve herkese aynı ödev veriliyor. Doğal olarak da çocuklar ödevi yapmak istemiyor.  Çoğu aile de çocuğun merakı, ilgisi ya da keşfetmesiyle ilgilenmediği için zorla çocuğa ödev yaptırıyor. Peki zorla ödev yapılsa da öğrenme gerçekleşir mi? Duke Üniversitesi’nden Harris Cooper’ın araştırmasına göre ödevin ilkokulda öğrenmeye katkısı çok az. En fazla katkı lisede ama orada da etki yüzde 25’in altında.  Dahası ödevin türü de önemli. Ödev proje ya da keşfetme ödevi olursa katkısı çok daha fazla. Çünkü merak uyandırıyor. Kısacası ödevler de merak uyandırmalı. Aksi takdirde bu ödevler öğrenmeyi sağlamadığı gibi çocuğa zarar verir, çünkü çocuğun oyun ve sosyalleşme zamanından çalar. öğretmen derste öyle bir merak uyandırmalı ki çocuk evde öğrenmek istesin. Bu durumda okulda ödev verilmez ama çocuklar evde ödev yapar.

Prof. Todd anlatıyor.

Beynimiz keyifli bir şeye ulaşmadan önce dopamin salgılıyor. Dopamin salgılatan bir mekanizma daha var: beklenmedik (olumlu) olaylar. O zaman insanların beklenmedik olumlu olaylarla karşılaşması ve hayattan keyif alması için sürekli “keşif” süreci içinde olması gerekiyor. Keşfi ateşleyen mekanizma da “merak”. O zaman biz, çocuklarda ne kadar merak duygusu uyandırsak; onlar da keşfetmeye ve öğrenmeye o kadar meyilli olur ve hayattan o kadar keyif alır. Merak eden insan keyifli ve mutlu bir yaşam sürüyor. Sizce okullar merak duygusunu geliştiriyor mu? Kesinlikle hayır. Çocuklara okulda keşfetme ortamı sunulmuyor. Sadece oturup dinliyorlar. Bundan dolayı çocuklar okuldan keyif almıyor ve sıkılıyor. Bunu düzeltmek için çocuklar, okullarda kendi deneylerini tasarlamalı, kendi sorularına yanıtlar aramalı ve sürekli keşfetme sürecinde olmalı. Ancak o durumda mutlu çocuklar ve mutlu bireyler yetiştirebiliriz.

, , ,

Dikkat Dağınıklığı, Okul Hayatında Büyük Sorun Oluyor

Dikkat Dağınıklığı, Okul Hayatında Büyük Sorun Oluyor

İzmir Koleji İlkokul Müdürü Zehra Sağ, günümüzde öğrencilerin başarısını etkileyen en önemli sorunun dikkat dağınıklığı olduğuna dikkat çekerek, bilişsel terapi yöntemiyle bu sorunu aşmaya başladıklarını dile getirdi.

A+A-

Yeni nesil kuşağının en önemli sorunlarından biri olan dikkat dağınıklığını Bilişsel Terapi yöntemiyle çözen Norofix Bilişsel İşlev Geliştirme Metodu İzmir Koleji’nde uygulanmaya başlandı. İlkokul öğrencilerinin öğrenme kapasitelerini artırmak amacıyla ders programına alınan metod, Norofix psikologları rehberliğinde uygulanıyor. Öncelikle seviye tespit çalışmaları yapan uzmanlar, çocukların öğrenme kapasitelerine yönelik bireysel uygulamalara başladı. Belirli aralıklarla ölçüm ve değerlendirme yaparak gelişim sonuçlarını okul idaresi ile paylaşan uzmanlar, 2017-2018 eğitim öğretim yılı boyunca İzmir Koleji ile çalışmalarını sürdürecek.
Öğrenci Dersi Sevmiyorsa, Sebebi Araştırılmalı
İzmir Koleji İlkokul Müdürü Zehra Sağ, çocukların başarısını ve mutluluğunu temel hedef aldıklarını söyleyerek, günümüzün en büyük sorunlarından biri olan dikkat dağınıklığını bilşsel işlev geliştirme metodu ile aşmaya başladıklarını söyledi. Tüm ilkokul öğrencileri ile çalışmalara başladıklarını belirten Sağ, kısa zaman süresi içinde öğrencilerin derslere karşı ilgilerinin arttığına dikkat çekti. İzmir Koleji Müdürü, daha az zamanda, daha verimli öğrenmeyi sağlayan bu yöntem ile eğitim sisteminde zihinsel kapasitelerinin farkında, toplumsal sorumluluklarının bilincinde, dünyaya duyarlı bireyler yetiştirmeyi hedeflediklerini söyledi. Öğrencilerin neden ders çalışmayı sevmediğini ya da neden kitap okumadığını araştırırken tüm dünyaca kabul edilen bir metodu uygulamaya karar verdiklerini anlatan Sağ, velilerin çocuklarının iyi bir gözlemcisi olmasını tavsiye etti. İzmir Koleji Müdürü, ailelerin çocuklarını ders çalışmıyor diye suçlamaları yerine, nedenlerine odaklanmaları gerektiğini belirterek, şöyle devam etti;

“Ödev yapmak, ders çalışmak bir öğrenci için sorun teşkil ediyorsa, ailelerin, eğitimcilerin bunun sebeplerini mutlaka araştırması gerek. Dikkat dağınıklığı, hafıza problemi olan bir çocuğun ders çalışması uzun saatler sürebilir. Bu sorun sadece akademik olarak değil, sosyal olarak da çocuğun gelişimini olumsuz etkilemektedir. Biz öğrencilerin mutlu ve başarılı bireyler olmasını hedefleyen bir okul olarak çocukların bilişsel kapasitelerini artırmaya yönelik çalışmalar ile bu problemi ortadan kaldırıyoruz.”

Eylül ayından itibaren okulda dikkat, bellek ve muhakeme becerilerini geliştiren materyalli bilişsel gelişim sistemleri uyguladıklarını vurgulayan İzmir Koleji ilkokul Müdürü, Türk çocuklarına uygun dünyaca kabul görmüş bu metod ile çocukların öğrenmenin keyfini yaşamaya başladıklarını ifade etti.

Sadece öğrencilere değil, bireysel olarak kişilerin odaklanma, hafıza, hızlı düşünme, algılama ile ilgili problemlerini çözen Nörofix Bilişsel İşlev Geliştirme Metodu, kişilerin gerçek zihinsel kapasitelerini fark edip kullanmalarına ve arttırmalarına yardımcı oluyor.  Bilgi kayıplarına yol açan, tam öğrenmeyi engelleyen, dikkat, odaklanma, hatırlama, algılama, hızlı düşünme ile ilgili problemlerin giderilmesini sağlayan sistem, kişilerin yaşamın her alanında daha dikkatli olmasını sağlıyor.

bilişsel işlev gel öğrencilerin öğrenme performanslarını artıran Nörofix Bilişsel İşlev Gelişim Metodu ile dikkat, hafıza ve muhakeme kapasitelerini artırıyor. Daha az zamanda, daha çok öğrenmeyi sağlayan metod ile öğrencilerin zihinsel ve sosyal gelişimleri artıyor.

Yeni nesil kuşağının en önemli sorunlarından biri haline dikkat dağınıklığını ilaçsız tedavi yöntemi olarak bilinen Nörofix Bilişsel İşlev Geliştirme Metodu İzmir Koleji’nde uygulanmaya başlandı. İlkokul öğrencilerinin öğrenme kapasitelerini artırmak amacıyla ders programına alınan metod, Nörofix psikologları rehberliğinde uygulanıyor. Öncelikle seviye tespit çalışmaları yapan uzmanlar, çocukların öğrenme kapasitelerine yönelik bireysel uygulamalara başladı. Belirli aralıklarla ölçüm ve değerlendirme yaparak gelişim sonuçlarını okul idaresi ile paylaşan uzmanlar, 2017-2018 eğitim öğretim yılı boyunca İzmir Koleji ile çalışmalarını sürdürecek.
Öğrenci Dersi Sevmiyorsa, Sebebi Araştırılmalı
İzmir Koleji Genel Müdürü Zehra Sağ, çocukların başarısını ve mutluluğunu temel hedef aldıklarını söyleyerek, günümüzün en büyük sorunlarından biri olan dikkat dağınıklığını Nörofix metodu ile aşmayı planladıklarını söyledi. Tüm ilkokul öğrencileri ile çalışmalara başladıklarını belirten Sağ, kısa zaman süresi içinde öğrencilerin derslere karşı ilgilerinin arttığına dikkat çekti. İzmir Koleji Müdürü, daha az zamanda, daha verimli öğrenmeyi sağlayan bu yöntem ile eğitim sisteminde zihinsel kapasitelerinin farkında, toplumsal sorumluluklarının bilincinde, dünyaya duyarlı bireyler yetiştirmeyi hedeflediklerini söyledi. Öğrencilerin neden ders çalışmayı sevmediğini ya da neden kitap okumadığını araştırırken tüm dünyaca kabul edilen bir metodu uygulamaya karar verdiklerini anlatan Sağ, velilerin çocuklarının iyi bir gözlemcisi olmasını tavsiye etti. İzmir Koleji Müdürü, ailelerin çocuklarını ders çalışmıyor diye suçlamaları yerine, nedenlerine odaklanmaları gerektiğini belirterek, şöyle devam etti;

“Ödev yapmak, ders çalışmak bir öğrenci için sorun teşkil ediyorsa, ailelerin, eğitimcilerin bunun sebeplerini mutlaka araştırması gerek. Dikkat dağınıklığı, hafıza problemi olan bir çocuğun ders çalışması uzun saatler sürebilir. Bu sorun sadece akademik olarak değil, sosyal olarak da çocuğun gelişimini olumsuz etkilemektedir. Biz öğrencilerin mutlu ve başarılı bireyler olmasını hedefleyen bir okul olarak çocukların bilişsel kapasitelerini artırmaya yönelik çalışmalar ile bu problemi ortadan kaldırıyoruz.”

Eylül ayından itibaren okulda dikkat, bellek ve muhakeme becerilerini geliştiren materyalli bilişsel gelişim sistemleri uyguladıklarını vurgulayan İzmir Koleji Genel Müdürü, Türk çocuklarına uygun dünyaca kabul görmüş bu metod ile çocukların öğrenmenin keyfini yaşamaya başladıklarını ifade etti.

Sadece öğrencilere değil, bireysel olarak kişilerin odaklanma, hafıza, hızlı düşünme, algılama ile ilgili problemlerini çözen Norofix Bilişsel İşlev Geliştirme Metodu, kişilerin gerçek zihinsel kapasitelerini fark edip kullanmalarına ve arttırmalarına yardımcı oluyor.  Bilgi kayıplarına yol açan, tam öğrenmeyi engelleyen, dikkat, odaklanma, hatırlama, algılama, hızlı düşünme ile ilgili problemlerin giderilmesini sağlayan sistem, kişilerin yaşamın her alanında daha dikkatli olmasını sağlıyor.

Kaynak: Dikkat Dağınıklığı, Okul Hayatında Büyük Sorun Oluyor

, , ,

Dikkat Dağınıklığı, Okul Hayatında En Büyük Sorun!.. 

Dikkat Dağınıklığı, Okul Hayatında En Büyük Sorun!.. 

İzmir Koleji İlkokul Müdürü Zehra Sağ, günümüzde öğrencilerin başarısını etkileyen en önemli sorunun dikkat dağınıklığı olduğuna dikkat çekerek, bilişsel terapi yöntemiyle bu sorunu aşmaya başladıklarını söyledi.

Yeni nesil kuşağının en önemli sorunlarından biri olan dikkat dağınıklığını Bilişsel Terapi yöntemiyle çözen Norofix Bilişsel İşlev Geliştirme Metodu İzmir Koleji’nde uygulanmaya başlandı. İlkokul öğrencilerinin öğrenme kapasitelerini artırmak amacıyla ders programına alınan metod, Norofix psikologları rehberliğinde uygulanıyor. Öncelikle seviye tespit çalışmaları yapan uzmanlar, çocukların öğrenme kapasitelerine yönelik bireysel uygulamalara başladı. Belirli aralıklarla ölçüm ve değerlendirme yaparak gelişim sonuçlarını okul idaresi ile paylaşan uzmanlar, 2017-2018 eğitim öğretim yılı boyunca İzmir Koleji ile çalışmalarını sürdürecek.

Öğrenci Dersi Sevmiyorsa, Sebebi Araştırılmalı

İzmir Koleji İlkokul Müdürü Zehra Sağ, çocukların başarısını ve mutluluğunu temel hedef aldıklarını söyleyerek, günümüzün en büyük sorunlarından biri olan dikkat dağınıklığını bilşsel işlev geliştirme metodu ile aşmaya başladıklarını söyledi. Tüm ilkokul öğrencileri ile çalışmalara başladıklarını belirten Sağ, kısa zaman süresi içinde öğrencilerin derslere karşı ilgilerinin arttığına dikkat çekti. İzmir Koleji Müdürü, daha az zamanda, daha verimli öğrenmeyi sağlayan bu yöntem ile eğitim sisteminde zihinsel kapasitelerinin farkında, toplumsal sorumluluklarının bilincinde, dünyaya duyarlı bireyler yetiştirmeyi hedeflediklerini söyledi. Öğrencilerin neden ders çalışmayı sevmediğini ya da neden kitap okumadığını araştırırken tüm dünyaca kabul edilen bir metodu uygulamaya karar verdiklerini anlatan Sağ, velilerin çocuklarının iyi bir gözlemcisi olmasını tavsiye etti. İzmir Koleji Müdürü, ailelerin çocuklarını ders çalışmıyor diye suçlamaları yerine, nedenlerine odaklanmaları gerektiğini belirterek, şöyle devam etti;

“Ödev yapmak, ders çalışmak bir öğrenci için sorun teşkil ediyorsa, ailelerin, eğitimcilerin bunun sebeplerini mutlaka araştırması gerek. Dikkat dağınıklığı, hafıza problemi olan bir çocuğun ders çalışması uzun saatler sürebilir. Bu sorun sadece akademik olarak değil, sosyal olarak da çocuğun gelişimini olumsuz etkilemektedir. Biz öğrencilerin mutlu ve başarılı bireyler olmasını hedefleyen bir okul olarak çocukların bilişsel kapasitelerini artırmaya yönelik çalışmalar ile bu problemi ortadan kaldırıyoruz.”

Eylül ayından itibaren okulda dikkat, bellek ve muhakeme becerilerini geliştiren materyalli bilişsel gelişim sistemleri uyguladıklarını vurgulayan İzmir Koleji ilkokul Müdürü, Türk çocuklarına uygun dünyaca kabul görmüş bu metod ile çocukların öğrenmenin keyfini yaşamaya başladıklarını ifade etti.

Sadece öğrencilere değil, bireysel olarak kişilerin odaklanma, hafıza, hızlı düşünme, algılama ile ilgili problemlerini çözen Nörofix Bilişsel İşlev Geliştirme Metodu, kişilerin gerçek zihinsel kapasitelerini fark edip kullanmalarına ve arttırmalarına yardımcı oluyor.  Bilgi kayıplarına yol açan, tam öğrenmeyi engelleyen, dikkat, odaklanma, hatırlama, algılama, hızlı düşünme ile ilgili problemlerin giderilmesini sağlayan sistem, kişilerin yaşamın her alanında daha dikkatli olmasını sağlıyor.

bilişsel işlev gel öğrencilerin öğrenme performanslarını artıran Nörofix Bilişsel İşlev Gelişim Metodu ile dikkat, hafıza ve muhakeme kapasitelerini artırıyor. Daha az zamanda, daha çok öğrenmeyi sağlayan metod ile öğrencilerin zihinsel ve sosyal gelişimleri artıyor.

Yeni nesil kuşağının en önemli sorunlarından biri haline dikkat dağınıklığını ilaçsız tedavi yöntemi olarak bilinen Nörofix Bilişsel İşlev Geliştirme Metodu İzmir Koleji’nde uygulanmaya başlandı. İlkokul öğrencilerinin öğrenme kapasitelerini artırmak amacıyla ders programına alınan metod, Nörofix psikologları rehberliğinde uygulanıyor. Öncelikle seviye tespit çalışmaları yapan uzmanlar, çocukların öğrenme kapasitelerine yönelik bireysel uygulamalara başladı. Belirli aralıklarla ölçüm ve değerlendirme yaparak gelişim sonuçlarını okul idaresi ile paylaşan uzmanlar, 2017-2018 eğitim öğretim yılı boyunca İzmir Koleji ile çalışmalarını sürdürecek.

Öğrenci Dersi Sevmiyorsa, Sebebi Araştırılmalı

İzmir Koleji Genel Müdürü Zehra Sağ, çocukların başarısını ve mutluluğunu temel hedef aldıklarını söyleyerek, günümüzün en büyük sorunlarından biri olan dikkat dağınıklığını Nörofix metodu ile aşmayı planladıklarını söyledi. Tüm ilkokul öğrencileri ile çalışmalara başladıklarını belirten Sağ, kısa zaman süresi içinde öğrencilerin derslere karşı ilgilerinin arttığına dikkat çekti. İzmir Koleji Müdürü, daha az zamanda, daha verimli öğrenmeyi sağlayan bu yöntem ile eğitim sisteminde zihinsel kapasitelerinin farkında, toplumsal sorumluluklarının bilincinde, dünyaya duyarlı bireyler yetiştirmeyi hedeflediklerini söyledi. Öğrencilerin neden ders çalışmayı sevmediğini ya da neden kitap okumadığını araştırırken tüm dünyaca kabul edilen bir metodu uygulamaya karar verdiklerini anlatan Sağ, velilerin çocuklarının iyi bir gözlemcisi olmasını tavsiye etti. İzmir Koleji Müdürü, ailelerin çocuklarını ders çalışmıyor diye suçlamaları yerine, nedenlerine odaklanmaları gerektiğini belirterek, şöyle devam etti;

“Ödev yapmak, ders çalışmak bir öğrenci için sorun teşkil ediyorsa, ailelerin, eğitimcilerin bunun sebeplerini mutlaka araştırması gerek. Dikkat dağınıklığı, hafıza problemi olan bir çocuğun ders çalışması uzun saatler sürebilir. Bu sorun sadece akademik olarak değil, sosyal olarak da çocuğun gelişimini olumsuz etkilemektedir. Biz öğrencilerin mutlu ve başarılı bireyler olmasını hedefleyen bir okul olarak çocukların bilişsel kapasitelerini artırmaya yönelik çalışmalar ile bu problemi ortadan kaldırıyoruz.”

Eylül ayından itibaren okulda dikkat, bellek ve muhakeme becerilerini geliştiren materyalli bilişsel gelişim sistemleri uyguladıklarını vurgulayan İzmir Koleji Genel Müdürü, Türk çocuklarına uygun dünyaca kabul görmüş bu metod ile çocukların öğrenmenin keyfini yaşamaya başladıklarını ifade etti.

Sadece öğrencilere değil, bireysel olarak kişilerin odaklanma, hafıza, hızlı düşünme, algılama ile ilgili problemlerini çözen Norofix Bilişsel İşlev Geliştirme Metodu, kişilerin gerçek zihinsel kapasitelerini fark edip kullanmalarına ve arttırmalarına yardımcı oluyor.  Bilgi kayıplarına yol açan, tam öğrenmeyi engelleyen, dikkat, odaklanma, hatırlama, algılama, hızlı düşünme ile ilgili problemlerin giderilmesini sağlayan sistem, kişilerin yaşamın her alanında daha dikkatli olmasını sağlıyor.

Kaynak: İzmir Basın Grubu
, , , , ,

OKULDA BAŞARIYI YAKALAMANIN SIRLARI!

Bir süre öncesine kadar sadece birer “Üniversite öğrencisi adayı” olan, fakat zor bir imtihanın ardından “Üniversiteli” olmaya hak kazanan gençler, okuldan içeri adımlarını attıkları an daha bir çok sınavdan geçeceklerini ve üniversiteyi bitirmenin de en az kazanmak kadar zor olacağını anlamışlardır…

Çiçeği burnunda üniversitelilerin kendilerini geliştirebilmeleri ve binbir güçlükle kazandıkları üniversiteyi bitirebilmeleri için neler yapmaları gerekir dersiniz?

 

Kimler başarılı oluyor?

  • Yaşadıklarından ders alarak teorik ve pratiği harmanlayabilen
  • Olaylara geniş açıdan bakarken empati sağlayabilen
  • Kendine güvenen ve hayata iyi hazırlanabilen
  • Kendini geliştirmeye hevesli olan
  • Ders dışında da okuyan, kültürlü
  • Dikkat problemleri yaşamayan, kolay odaklanabilen
  • Güçlü bir belleğe sahip olan
  • Hedefleri olan ve onları gerçekleştirmek için çabalayan
  • Okuluna değer veren ve aktivitelere katılan
  • Hocalarıyla ders dışında da fikir alışverişinde bulunan
  • İdeolojisini kendine saklayan, fikirlere açık olan
  • Güveni aptal cesaretiyle karıştırmayan
  • Gündemi takip eden, olaylara farklı yorum getirebilen
  • Yeri geldiğinde akıntının tersine gidebilen
  • Not tutmanın önemini bilen; fotokopilerle değil, kendi notlarıyla çalışan
  • İnsanlarla iyi iletişim kurabilen.
  • Verilenlerle yetinmeyip sürekli bilgiyi arayan
  • Doğru ile yanlış bilgiyi ayırt eden
  • Sosyal yönü güçlü olan, araştırmayı seven
  • Yabancı dil bilen, üniversite kütüphanesini kullanan!

Kimler başarısız oluyor?

 

  • Günlük çalışma planı yapmadan güne başlayan,
  • Derste not almak yerine akılda tutmaya çalışan,
  • Zor ve acil işler yerine, kolay ve önemsiz işlerle ilgilenen,
  • Son gece koca bir kitabı ezberleyebileceğine inanan,
  • Dağınık ve düzensiz bir ortamda çalışan,
  • Ödevlerini yaparken ayrıntılara gereğinden fazla takılan,
  • Sorunları çözümlemeyi erteleyen,
  • Dersleri keyif için sık sık eken,
  • Yapması işe yeteri kadar odaklanamayan,
  • Dikkat eksikliği yaşayan,
  • Arkadaşlarının eğlence planlarına “Hayır!” demeyi başaramayan,
  • Bir işin başlangıç ve bitiş tarihlerini, saatlerini saptayamayan, öğrencilerin başı da genelde karne zamanı ciddi bir biçimde dertte oluyor!

 

Başarıyı yakalamak için…

Eğer bir işe odaklanma noktasında sıkıntı yaşıyorsanız, öncelikli olarak dikkat yetilerinizin ne düzeyde olduğunu öğrenmekle başarıyı yakalamaya başlayabilirsiniz. Ancak çoğu zaman ne düzeyde olduğunu bilmek yeterli olmayabiliyor. Dikkatinizi geliştirmek için ilk olarak ilaçsız çözüm yöntemlerine başvurabiliriz.

Yalnızca okulda değil, iş hayatında da başarılı olmanız için sahip olmanız gereken en önemli özelliklerden bir diğeri de ‘farklı düşünme becerileri’nizin (yaratıcı düşünme) gelişmesi olmasıdır. Uzmanlar ‘farklı düşünme becerileri’nin doğuştan kişide bulunan bir özellik olmadığını, sonradan öğrenilebileceğini söylüyorlar. ‘Farklı düşünme becerileri’ aslında bir düşünce biçimidir, tek farkı; “farklı” olması!

 

Peki, bunları nasıl geliştirirsiniz?

  • Çevrenizdekilerle iletişim kurun: Değerlerinizi herkesle paylaşın. Sorunlarla karşı karşıya geldiğinizde başkalarıyla paylaşın. Çevrenizdekilerin benzer sorunlara tepkisini gözlemleyin.
  • Beyin fırtınası yapın: Çok okuyun, çok izleyin. Aynı soruya, başka başka değer yargıları ve kültürlerin vereceği yanıtları bulmaya çalışın. Ders çalışırken bir gününüzü arkadaşlarla yapacağınız tartışmalara ayırın; aynı konu üzerinde birbirinizin fikirlerini alın…
  • Fikir ve sorularınızı mutlaka not edin: Fikirler ve sorular bir anda insanın aklına gelir, daha sonra uçup giderler; siz hiç yatağından kalkıp şiir yazan şairler olduğunu duymadınız mı!
  • Enerjinizi artırın: Spor yapın, esprili ve neşeli olun. Sorun ne kadar ciddi olursa olsun, alaya almaya çalışın.
  • Bulunduğunuz ortamı rahatlatın: Bir fikir üretmek istediğiniz zaman notlardan, afişlerden hatta size konuyla ilgili çağırışım yapabilecek olan resimlerden yararlanın. Uyarıcı müzikler dinleyin.
  • Beyninizi güçlendirin: Beyin fonksiyonlarınız geliştirmek için sizi zorlayan bulmacalar çözün.
  • Beyninize ve vücudunuza iyi bakın: Sigara, uyuşturucu ve içkinin sinir sisteminiz üzerinde olumsuz etkileri olacağını unutmayın…

 

Başarının 10 düşmanı

  • Olayları dar bir sınıra hapsetmek.
  • Çabuk yargılama ve sonuca gitme eğilimi, belirsizliğe tahammül edememek.
  • Aşırı baskı ile öz disiplini birbirine karıştırmak.
  • Aşırı ciddiyet. Hayal gücü, mizah, oyun ya da hobileri küçümsemek.
  • Bilimsellik adına sezgiyi küçümsemek.
  • Özgüven eksikliği, farklılığı göze alamama, sosyal uyum kaygıları ve korku.
  • Tek taraflı uzmanlaşma, iş ya da yaşam biçimi.
  • Olayları, kavramları zihinde canlandıramama, dilin yanlış kullanımı.
  • Farklılığa tahammül edemeyen bir aile ya da iş ortamı, sosyal ortam.