, ,

Çocukta Ödül ve Ceza

Çocukta Ödül ve Ceza

Bazen aileler çocuklarına nasıl davranmaları gerektiğini kestiremeyebilirler. Özellikle çocuk, istenen veya istenmeyen bir şey yaptığında aileler nasıl davranmaları gerektiğini bilemeyebilirler. Çocuk istenmeyen bir şey yaptığında cezalandırılmalı mı veya istenen bir şey yaptığında ödüllendirilmeli mi gibi önemli soruların aileler ve çocukları için önemlidir. Disiplin, çocuğa istenen davranışları öğretmek, istenmeyen davranışları engellemek ve çocuğun kendini kontrol etme becerileri kazanması açısından çocuğa kazandırılması gereken şeylerden bir tanesidir. Çocuğa belirli kurallar koymak ve hayır diyebilmek özellikle bu aşamada önemlidir. Daha da önemlisi, başta uygulanan bu kuralların ve tutumların sürdürebilirliğini sağlamaktır. Dengeli kullanılırsa ödül veya ceza vermek bu disiplini sağlamaya yeterlidir. Ancak bu yöntemin doğru yerde kullanılması da önemlidir.

Çocukta olumlu davranışları geliştirmenin birçok yolu vardır. Bunların en başında gelen yöntemlerden biri ödüllendirmektir. Ödül oyuncak, giysi, vs. gibi çocuğun hoşuna gidebilecek fiziksel aktiviteler olabilir. Aynı zamanda çocuğa sevdiği bir aktiviteyi (bilgisayar, telefonla oynamak, arkadaşlarıyla oynamak, vs. olabilir) yapması için de izin vermek olabilir. Ceza da çocuğun istenmeyen davranışlarını önlemek amacıyla kullanılan yöntemlerin başında gelmektedir. Cezaya karar verirken çocuğun fiziksel özellikleri, yaşı, karakteri, vs. gibi etkenler göz önüne alınmalıdır. Ayrıca duruma uygun, haklı bir ceza olmalıdır. Böylece çocuk yaptığının sonucunda böyle bir ceza aldığını bilebilir. Fakat buradaki önemli nokta ailenin ödüllendirmesinin ya da cezalandırmasının lafta kalmamasıdır. Aile söyleyip uygulamazsa bu durum aile-çocuk arasında bir oyun halini alır. Ceza da istediği bir şeyi almasına izin vermemek ya da sevdiği bir aktiviteyi kısıtlamak olabilir.

Yapılan son araştırmalar ödül-ceza yönteminin uygulanmasının da bazı istenmeyen sonuçları olabilir. İstenen her davranışından sonra ödül alan çocuk, büyüdükten sonra da her davranışından sonra ödül almayı bekleyebilir. Böylece ödül kazanamayacağı durumda çocuk istenen davranışları yerine getirmeyebilir. Olumlu tutum ve davranışları içselleştirmeyebilir. Ayrıca ödül getirmeyen durumlarda başarı duygusunu tatmayabilir, yaptığı işlerden zevk almaz. Yetişkinlik döneminde, her davranışından sonra ödül almadığını fark eden kişi kendini değersiz hissedebilir, depresyon veya bunalıma girebilir. Sürekli yaptığı işlerden övgü almayı bekleyen çocuk, yeniliklere kapalı, kendi kendine yetemeyen ve yaratıcılığı gelişmemiş biri haline gelebilir. Durmadan övgü edilen ve ödül verilen çocuk içine girdiği sosyal ortamlara uyum sağlamayı öğrenir, fakat değişmeye kapalıdır ve insanlar tarafından ödüllendirileceği davranışları gösterir.

Ödül yeri geldiğinde verilmeli, pekiştirilmesi amaçlanan davranışlar için ödül verilmelidir. Ödül verilirken çocuğun belirli bir davranışı amaçlanmalıdır. Mesela; ödevini yaptıysa, ödülün ödevini yaptığı için verildiği söylenmeli, çocuğun karakteri hakkında bir yorum yapılmamalıdır. Ödül verilirken, çocuk hangi davranışından sonra ödül aldığını bilmesi önemlidir. Ödevini yaptıktan sonra ödül alıyorsa, çocuk da ödevini yaptıktan sonra ödül aldığını bilmelidir. Ayrıca aileler nasıl hissettiklerinden de bahsetmelidirler.

Çocukları istenmeyen davranış sergilediğinde ceza verme yoluna giden aileler, verdikleri cezalardan sonra çocuğun bir daha o davranışı göstermeyeceğini düşünebilirler. Fakat belirli bir davranıştan sonra ceza alan çocuk, o davranışın sonucunu görmediği için, davranışının kötü olduğunu içselleştirmeyebilir ve sadece ailesinin etrafında o davranışı yapmamaya dikkat edebilir. Ayrıca her istenmeyen davranışından sonra da ceza alan çocuk için bir süre sonra bu cezalar etkisini yitirebilir. Ayrıca belirli bir davranıştan sonra ceza alan çocuk o cezayı genellemeyebilir. Ceza yöntemi aile-çocuk arasındaki ilişkiyi zedeleyebilir. Çocuğun kendisini aciz, daha sinirli hissetmesine neden olabilir, çocuğun kendine olan güvenini azaltabilir ve daha önemlisi çocuk cezayı veren kişiye karşı sinirlenebilir.

Ceza yönteminin daha etkili olabilmesi için çocuğa neden ceza aldığı açıklanmalıdır. Böylece çocuklar davranışlarının sonucunu anlayabilirler. Ortamı değiştirip veya çocuğunun dikkatini başka yöne çekerek de istenmeyen davranışlar önlenebilir. En etkili yöntemlerden biri beklentiyi karşılayacak düzeyde çocuğa seçenek sunmaktır. Mesela çok bilgisayarla oynadığı düşünülüyorsa; şimdi kitap okuyalım ya da oyun oynayalım mı diyerek çocuğa seçenekler sunulabilir. Diğer bir yöntem de çocuklara davranışlarının sonuçlarını yaşamaları için fırsat vermektir. Mesela telefon kullanımı konusunda tartışmalar yaşanıyorsa; telefonu eski model bir telefonla değiştirerek çocuğun telefonla çok fazla oynamasının önüne geçilebilir.

, , , , ,

DİKKAT EKSİKLİĞİ NEDİR?

Dikkat eksikliği, genellikle okul öncesi dönemde ortaya çıkan ve okul hayatının başlamasıyla belirginleşen bir durumdur. Görülme sıklığı %2-4 arasındadır. Erkek çocuklarda kız çocuklara oranla daha sık rastlanır. İlkokul çağında, sorumluluklar arttıkça, veliler ve öğretmenler tarafından fark edilmeye başlanır ve çoğunlukla ebeveynler bu konuda ne yapılması gerektiğini bilememektedirler. Dikkat eksikliği oldukça yaygın bir sorundur ve eğer tedavisi için herhangi bir adım atılmazsa kişinin okul hayatında, yetişkinlikteki iş hayatında ve hatta sosyal ilişkilerinde de kişiyi olumsuz yönde etkiler. Ebeveynlerin, eğitimcilerin ve çocuğun çevresinde bulunan diğer yetişkinlerin dikkat eksikliği bozukluğu belirtilerini fark edebilecek kadar biliyor olması, çocuğun davranışlarını, bir etkinliğe yoğunlaşma şeklini ve sosyal ilişkilerini iyi gözlemlemesi teşhisin konulabilmesi için atılacak ilk ve en önemli adımdır. Peki, bu dikkat eksikliği belirtileri nelerdir?

 

Öncelikle belirtilmesi gereken nokta, dikkat eksikliğinin belirtileri üç ana kategoride toplanabilir. Bunlar, konsantrasyon eksikliği, hiperaktivite ve dürtüselliktir.

 

 

Konsantrasyon eksikliğini nasıl anlarız?

1) Ev ödevleri ve evrak işleri gibi yoğunlaşma gerektiren görevlerde başarısız olunması.

2) Herhangi bir iş üzerinde uğraşırken, aslında başka insanların ilgisini dağıtmayan bir ses ya da olay ile yapılan işe devam edilememesi, bırakılması.

3)  Yapılan işte basit hatalar yapma, ayrıntılara dikkat etmeme ve yapılan işin dikkatsiz, düzensiz ve dağınık yapılması.

4) Günlük yapılması gereken sorumlulukları ve aktiviteleri unutma ve geciktirme.

5) Sosyal ilişkilerde, karşıdaki kişiyi dinlemekte zorlanma, söylenenleri akılda tutamama, ayrıntıları kaçırma.

6)  Sürekli olarak bir iş, oyun ya da hobiden sıkılıp diğerine geçme.

7)  İşleri erteleme ve geciktirmeye meyilli olma.

 

 

Peki, hiperaktivite belirtileri nelerdir?

1) Uzun süre oturamama, sürekli hareket halinde kıpır kıpır olma.

2) Durmadan amaçsızca ayakta dolaşma.

3) Nedensiz koşma, tırmanma, atlama, çarpma.

4) Sessiz kalmakta ve dinlemekte zorlanma, yüksek sesle konuşma.

5) Aşırı konuşma.

6) Grup aktivitelerinde kurallara uymakta zorlanma.

 

Çocukların %1’i DEHB’in ağır şeklini yaşar.

Okul öncesi dönemde zaten sıklıkla gözlenen bu belirtiler, okul hayatı başladığında yoğunluğunu kaybetmelidir. Eğer kaybetmiyorsa hiperaktiviteden şüphelenilmelidir. Gözlemlerin ebeveyn ve eğitimci

 

 

Dürtüsellik kendini nasıl belli eder?

1) Sabırsızlık.

2) Gelen soru tamamlanmadan cevap verme.

3) Sıra beklemekte ve takip etmekte zorlanma.

4) Karşıdaki kişinin sürekli sözünü kesme.

5) Yanlış zamanlarda ve durumlarda konuşma.

 

DİKKAT EKSİKLİĞİ NASIL OLUŞUR?

 

Asıl sebebi henüz bilinmemekle birlikte, yapılan çalışmalara göre bozukluğun ortaya çıkmasında hem biyolojik hem de genetik faktörler etkili olmaktadır. Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu olan çocukların beyinlerinin bazı bölgelerinde bulunan ve verileri ileten kimyasal ileticilerin çalışmalarında bozulmalar gözlenmiştir. Beynin bu bölgeleri hafıza, motivasyon, konsantrasyon ve planlama gibi günlük hayatımızı düzene sokan sorumluluklara sahiptir. Bu görevlerin olması gerektiği gibi gerçekleşmemesi sonucunda az önce bahsettiğimiz belirtiler kendini göstermeye başlar.

Bu belirtileri gösteren pek çok çocuğun hikayesinde enfeksiyon, zor doğum, beyin travması ya da hamilelikte tüketilen ilaçlar ile maruz kalınan toksinler görülmüştür. Her ne kadar ebeveyn davranışları ve sosyal çevre dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun ortaya çıkmasına neden olmasa da, davranışların kontrol altında tutulması ve belirtilerin azalıp artmasında son derece önemli bir yeri vardır.

 

 

HAREKETE GEÇMEMİZ GEREKTİĞİNİ NASIL ANLAYACAĞIZ?

 

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğunun varlığından söz edebilmek için

 

  • Belirtilerin yedi yaştan önce başlaması
  • En az iki ortamda görülmesi (okul, ev vb.)
  • Süreklilik göstermesi ve
  • Günlük yaşamı etkileyecek boyutta olması gerekir.

 

 

Doğru ve tutarlı bir gözlem çok önemlidir. Böyle bir durumla karşılaşıldığında ve şüphe duyulduğunda bir psikoloğa danışılması gerekmektedir.

 

NASIL ÜSTESİNDEN GELECEĞİZ?

 

Yapılan çalışmalara göre; dikkat eksikliğinin çözümü için öncelikli olarak asla ilaç tavsiyesi yapılmamalıdır. Dikkat eksikliği için verilen ilaçlar kişide bağımlılık haline gelebilmekte ve zamanla etkisini kaybettiği için doz artırımına ihtiyaç duyulmaktadır. Yine arttırılan dozlar da zamanla etkisini kaybetmekte ve yüksek doz sonucu kişide uyku düzeninin bozulması, iştah ve kilo kaybı, baş ağrısı ve sinirlilik gibi yan etkiler gözlenebilmektedir.

Burada yapılması gereken dikkat eksikliği üzerinde çalışmakta olan bir psikoloğa danışmak ve psikolog kontrolünde yürütülecek olan dikkati onarmaya yönelik çalışmalara uyum göstermektir.

Özellikle dikkat eksikliği olan çocukların daha fazla düzene ve kurallara ihtiyacı vardır. Hiperaktivite belirtilerine de sahip ise enerjisini boşaltıcı etkinlikler onlar için faydalı olabilir. Dikkati geliştirmek için yapılan çalışmaların yanında beslenme şekli de büyük önem taşımaktadır. Öncelikle şeker, çikolata gibi çocuğu biyolojik anlamda olumsuz etkileyen besinlerden uzak durulmalıdır. Özellikle B12 seviyesinin kişide normal aralıkta olduğuna emin olunmalı; sınıra yakın ya da düşük ise hemen desteklenmelidir. B12 desteği yanında OMEGA desteği de sağlanmalıdır. Bu desteklerle beraber dikkati toparlayıcı çalışmalar sürdürülmelidir. Tüm süreç bir bütündür ve hiçbir koldan bu süreçte açık kapı bırakmamak önemlidir. Bu nedenle çocuk, ebeveyn ve eğitimciler sürekli işbirliği halinde olmalıdırlar.