, , ,

ÖZGÜVEN GELİŞİMİ

ÖZGÜVEN GELİŞİMİ

 

     Özgüven, kişinin kendisiyle yaptığı öz değerlendirme sonucunda kendisinden memnun olup olmamasıyla ilgili bir olgudur. Kişinin kendisini iyi hissetmesini ve bunun etkisiyle çevresiyle barışık olmasını sağlar. Özgüven çocukluktan itibaren gelişmeye başlar. Çocukluk döneminde özgüven duygusunun gelişmesi anne ve babanın tutum ve davranışlarıyla oluşur. Daha sonra ise yaşadığı sosyal çevre ve arkadaş ortamı özgüven gelişiminde önemli rol oynar. Çocuk, çevresinden aldığı tepkiler sonucunda olumlu veya olumsuz bir özgüven geliştirir.

 

Özgüveni gelişmemiş çocuk, kendini yetersiz ve eksik hisseder. Beğenilmemek ve onaylanmamak korkusu vardır. Sosyal ortamlardan kaçınır. Diğer insanlarla iletişim kurmakta ve kendini ifade etmekte zorlanır. Aşırı utangaç ve içine kapanık olur. Kendisiyle ve çevresiyle barışık değildir. Başarısız olmaktan korktuğu için yeni deneyimlerden kaçınır. Hata yapmaktan korkar ve sorumluluk almak istemez. Sıkça başkalarına ihtiyaç duyar. Başkalarını memnun etme çabası vardır. Sürekli kendisini eleştirir ve kendini suçlar. Düşüncelerini söyleme cesareti olmaz. Kendi yeteneklerinin farkında değildir. Olumlu yönlerini görmezden gelir ve kendini değerli hissetmez. Olaylardan çabuk ve olumsuz etkilenir.

 

Çocukluk dönemindeki baskıcı ve korumacı ebeveyn tutumları çocuğun özgüveninin gelişememesine neden olur. Çocuğa yeterince güvenilmemesi, sorumluluk verilmemesi, yeteneklerinin görmezden gelinmesi ve yapabileceğinin fazlasını beklemekte özgüven gelişimini engeller. Ayrıca çocuğa karşı sürekli olumsuz yönde eleştirilerde bulunmak, onu başkalarıyla kıyaslamak, başarısız olduğunda ceza vermek veya aşağılayıcı sözler söylemek, başarılı olduğunda ise takdir etmemekte özgüven gelişimine engel olan etkenlerdendir. Özgüvenin gelişememesine neden olan bir başka faktör de çocuğa yeterince ilgi ve sevgi göstermemek ve düşüncelerine saygı duymamaktır.

 

Özgüven doğuştan gelen bir özellik değildir bu nedenle özgüven gelişimi zamanla gelişebilir. Çocuğun kendisiyle ilgili olumlu düşünceler geliştirmesine yardımcı olabiliriz. Özgüven gelişimi için öncelikle çocuğa gerekli ilgi ve sevgi gösterilmelidir. Onun duygularını özgürce yaşayıp ifade etmesine fırsat tanıyıp, becerilerini desteklemek özgüveninin gelişmesini sağlar. Her çocuk farklı ve özeldir bu yüzden onu başkalarıyla kıyaslamaktan kaçınmalı ve onu olduğu gibi kabul etmek gereklidir. Çocukların başarılarında olduğu kadar başarısız olduklarında da yanlarında olmalıyız. Kendisini iyi ve rahat hissedebileceği çeşitli aktivitelere katılmasını sağlayabiliriz. Ayrıca özgüven gelişimi için uzmanlardan psikolojik destek alınabilir.

, ,

HAZZI ÖTELEMEK

                                           HAZZI ÖTELEMEK

Haz Nedir?

Haz hoşa giden bir şeyin uyandırdığı duygudur. Bu bir yiyecek, bir eşya, bir oyuncak veya oyun olabilir.

Hazzı Ötelemek Nedir?

Hazzı ötelemek bir kişinin istediği, hoşlandığı şeye o an sahip olamaması, ertelemesidir. Sabrın öğrenilmesidir. “İrade” ve “öz disiplin” kavramlarının bu süreçte devreye sokulmasıdır. Örneğin; annesi çocuğa çikolata almıştır fakat yemekten sonra yiyebileceğini söyler. Çocukta çikolatayı yiyebilmek için sabrederek bekler. Çocuk için çikolata haz kaynağıdır ve onu yiyebilmek için yemek vaktini bekleyerek hazzını ötelemiş olur.

Hazzı ötelemek “alışkanlıklarımızı” değiştirmek olarak da düşünülebilir. Alışkanlıklarımızı değiştiremediğimizde bunlar sadece niyet üzerinde kalır. En klişe örnekleri vermek gerekirse rejim yapmak, sigarayı bırakmak gibi niyet olarak kalıp hazzı öteleyemediğimiz için hayata geçiremediklerimizdir.

Bazen bilinç, bazen ebeveynlerin karakterleri, çevre dahilinde gelişebilir. Hazzı öteleme davranışı çocukken kazanılan bir alışkanlıktır ve yedi yaşına kadar çocuğa yerleşir. Sağlıklı bir yetişkinlik için çocuklukta kazanılması gereken bir davranıştır. Aksi halde hazzı öteleme davranışı çocuklukta kazanılmamış ise ilerleyen yaşlarda bu davranışın kazanılması çok güçtür. Profesyonel yardım gerektirir.

Haz öteleme ve başarı ilişkisi

Haz öteleme başarıyı getiren en kıymetli formüldür. Haz erteleme-başarı ilişkisinin temelleri okul yıllarında atılır. Hazzı öteleyemeyen çocuk okul hayatında derslerine, sorumluluklarına odaklanması gerekirken o bunu yapamaz. Haz aldığı kaynaklara yönelir. (koşmak, oynamak…) Derslerine gereken özeni gösteremediği için notları düşer. Unutulmaması gereken önemli nokta notlarının düşük olması zeki olmadığı anlamına kesinlikle gelmez. Sadece o an ders çalışmak istemeyip, oyun oynamak istiyordur. Yani söz dinlemez sorumluluğunu çiğner ve hazzına yönelir. Bu durumda okul ortamında çocuğu “sorunlu” olarak kötü şekilde etiketleyebilirler. Tüm bu negatif durumların sonucunda ise başarısızlık kaçınılmaz olur.

Öz disiplin (iç disiplin) ve başarı ilişkisi

Başarılı kişiler “iç disipline” sahip olurlar. İç disiplin; kişinin duygularını dengede tutmasını, davranışlarından sorumlu olmasını belirtir. İç disipline (öz disiplin) sahip olan kişilerin zaman planlaması gelişmiştir. İşlerini nasıl, ne zaman yapacaklarını bilirler. Bu durumda başarı kaçınılmaz bir hal alır.

Bazı yetişkinler ise işe başladıklarında ilk kolay işleri halletmeyi tercih ederler. Sıkıcı işeri sonlara bırakırlar. Bu yüzden gün sonuna kadar işerini yetiştiremezler. Sebebi ise “öz disiplinlerinin” olmayışıdır. Zaman planlamaları gelişmemiştir. Tüm bunlardan dolayı iş hayatında başarısız olup çok iş değiştirebilirler. Maddi zorluk yaşayabilirler. Genelde ise bu durumdan başkalarını sorumlu tutarlar.

Çocukluklarında yüksek not almanın sistematik bir çalışmaya bağlı olduğunu öğrenebilselerdi yetişkinlikte de iş hayatında yükselebilmek için sıkıcı işlerin bile yapılması gerektiğini bilebilirlerdi.

Haz öteleme davranışı ve dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) ilişkisi

DEHB olan çocuklarda haz öteleyememe davranışı daha fazla görülüyor. Sebebi ise dürtüselliği çok yoğun yaşamalarıdır. Dürtüsellik; aşırı riskli, genelde istenmeyen, sonuçlara yol açan dikkatsiz ve sabırsız davranışlardır. Bu durumu yaşayan çocuk ise kıpır kıpır oluyor, istediğini hemen gerçekleştirmek istiyor. Haliyle sınır koymak zorlaşıyor. Ancak şu yanılgıya düşmemek lazım sınır koyamama DEHB’ nun nedeni olarak görülmemeli. İyi bir DEHB tedavisi ve ebeveynlerin alacağı çocuğa doğru yaklaşabilme eğitimi ile problemde hızlı bir iyileşme görülebilir.

Çocuğa haz öteleme davranışının öğretilmesi

Haz öteleme davranışını çocuğa öğretirken en iyi model anne-babadır. Ebeveynler hayatlarında sınırlarını iyi çiziyorlar mı? İradeleri ne durumda? Sorumluluklarını yapmaları gereken zamanda yerine getiriyorlar mı? Gibi sorular çok önemlidir. Çünkü çocuğa anlatmakla kalmayıp bunu davranışlarımızla göstermemiz gereklidir.

Haz ötelemede çocuğun irade mekanizması devreye girecektir. Bu yüzden irade eğitimi önemlidir. İrade eğitiminde çocuklara belli sorumlulukların verilip tam ve özenli yapması istenir. (Örneğin; evin toplanmasına yardım etmek) Çocuk bu sayede çalışmanın, üretmenin, işe yaradığının zevkine varacaktır. En önemli nokta ise çocuğun bu iyi alışkanlığın geliştirilmesi adına muhakkak belli pekiştireçlerle davranış desteklenmelidir. (Takdir etme, ailecek davranışı konuşup perçinlemek gibi)

Ayrıca çocuğun hazzı öteleyebilmesi için 4 yaşından itibaren, gelişimine uygun olarak belli sınırlar(kurallar) koyulabilir. Önemli olan husus koyulan sınırlar ve kurallar sürdürülebilir olmalıdır.

Haz ötelemeyi öğrenemeyen çocukların ilerde yaşayabileceği davranış bozuklukları

-Sorumluluk alamazlar.

-Düşünmeden hareket ederler.

-Kötü alışkanlıklar (sigara, alkol) kullanmaya yatkındırlar.

-Sağlıklı ilişkiler kuramazlar. Bu sebepten dolayı genelde evlilikleri boşanmayla sonuçlanır.

-Kavgaya karışma durumları gözlenebilir.

, , , ,

Çocuklarda zaman yönetimi; planlama ve organizasyon becerisi kazandırma

Çocuklarda zaman yönetimi; planlama ve organizasyon becerisi kazandırma

 

Nedir?

Zaman yönetimi, üreticiliği ve verimliliği arttırmak amaçlı olarak, belirli aktiviteler üzerinde harcanan zamanı bilinçli bir şekilde kontrol etme yöntemidir. Daha çok iş hayatında yetişkinler için üzerinde durulan bir konu olmasına rağmen, çocuklara erken yaşlardan kazandırılan planlama ve organizasyon becerilerinin katkısı büyük oluyor.  Belirli görevleri, projeleri bitirirken kullanılan çeşitli beceriler, araçlar ve teknikler ile zaman yönetimi desteklenir. Zaman yönetimi kişisel bir süreçtir bu nedenle kişinin çalışma stili ile koşullarına uygun olmalıdır.

Neden?

Çocuğunuza öğreteceğiniz zaman planlaması ile ona hayat için önemli bir araç sunmuş olacaksınız. İlerleyen zamanlarda okul çalışmaları ile kişisel çalışmaların, aile zamanı ile sosyal zamanı çakıştığında çocuğunuz gerginlik yaşamadan bu aktiviteleri düzenleyebilecek beceriye sahip olur.

Yoğun bir hayatta çocuklar okul, ev ve sosyal alanlarındaki sorumluluklarını ve aktiviteleri dengelemekte güçlük yaşarlar. Çocuklara sadece zamanı planlamayı değil, zamanı da daha etkili kullanmayı öğretebildiğimizde onlara hayat boyu fayda sağlayacak bir beceri kazandırmış oluruz. Bu beceriyi kazanmak her çocuk için kolay olmuyor ancak sabırlı ve tutarlı olduğunda her çocuk bu beceriyi içselleştirebilir.

 

Okul Çağı Çocuklarda Zaman Yönetimi

Çocuğunuz ile gün içi zamanları, o gün içinde ne kadar fazla etkinlik yapabileceğinizi, çalışmasını tamamlamak için ne kadar süreye ihtiyacı olduğunu konuşabilirsiniz.

Çocuğunuza bir ajanda alabilir veya bir ufak deftere tarih-gün yazarak ajandaya dönüştürebilirsiniz. Çocuğunuza ödevlerini, projelerini teslim tarihlerini, önemli günleri, gezileri, doğum günlerini buraya kaydetmesine yardımcı olun. Bazı çocuklar için yine büyük aylık takvimi odasının duvarına asmak ve oraya not almasını sağlamak daha etkili olabilir.

Çocuğunuza ajandasına/takvimine o gün için planladığı etkinlikleri, yapması gerekenleri süreleri ile yazmasına yardımcı olun. Etkinliği tamamladığında ise ne kadar süre geçtiğine bakın ve tahmini ile karşılaştırın. Bu sayede çocuğunuz belirli etkinlikleri yapmanın ne kadar zaman aldığını öğrenir, içselleştirir.

Çocuğunuza öncelik belirlemeyi öğretin. Yapması gereken ve yapmak istediklerini ayırt etmeyi onunla çalışın. Her şeyi bir anda düzgün bir şekilde yapamayacağını, öncelik sıralaması yapmasının önemini belirtin. O gün veya o hafta yapılması gerekenler, yapmak istediklerim diye bir liste hazırladıktan sonra yapılması şart olanlara bir yıldız, yapmak istediklerine bir gülen yüz koyarak öncelik belirlemeyi öğrenebilir.

 

Tüm yaş grubundaki çocuklar için;

  • Zaman tanıyın.Çocuğunuza yapılması gerekeni o anda söylemeyin. Bir 5-10 dakika önce bir hatırlatmada bulunun. Örneğin akşam yemeğine 10 dk sonra oturuyoruz. Bu sayede çocuğunuz o anda yaptığını tamamlayabilir, zamanını yönetebilmeyi öğrenir.
  • Zamanlama konusunda ve zamanınızı etkili kullanma konusunda çocuğunuza iyi bir rol model olun. Çocuğunuzu zamanında okuluna götürün, okuldan alın. Söz verdiğiniz saatlere sadık kalmaya çalışın. İşe giderken geç kaldım telaşını, yetiştiremediğiniz bir projeyle ilgili olan kaygınızı çocuğunuzun önünde yaşamamaya özen gösterin.
  • Çocuğunuz zaman yönetimini iyi yapmadığında sonuçlarını çocuğunuzun yaşamasına fırsat verin. Çocuğunuza ödev zamanını etkin kullanmadığında yapmak istediği etkinliklere daha az zamanı kaldığını anlatın.
, , , ,

Çocuklarda Akıl Yürütme

Çocuklarda Akıl Yürütme

 

Akıl yürütme, daha önceden öğrenilmiş bilgileri yeni karşılaşılan bir soruna çözüm bulabilmek için birleştirme ve düzenleme süreci olarak nitelendirilir. Düşünme semboller aracılığı ile gerçekleşir. Sembollerde olay ve nesne gibi dış uyarıcıları temsil eden işaretlerdir.

 

Olgunlaşma ve bilişsel gelişim iyi akıl yürütme için şarttır. Bilişsel gelişim ise bilgiyi tanımayı, problem çözmeyi, karar vermeyi ve bir işi tamamlayıncaya kadar dikkati vermeyi içerir ve bu beceriler akıl yürütmenin önemli şekilleridir.

 

Bireyin içinde yaşadığı dünyayı öğrenmesi ve anlaması için akıl yürütme, problem çözme, kavramlar ve düşünme ile ilgili zihinsel faaliyetlerin tümü “bilişsel sistem”i oluşturmaktadır. Bilişsel hedefler hafıza, karar verme ve akıl yürütme gibi farklı zihinsel becerileri içermektedir. Algı, bellek, düşüncenin genellenmesi,  değerlendirilmesi ve akıl yürütme gibi süreçler bilişsel yeteneklerdendir .

 

Düşünme ve akıl yürütme, öğretimin odağındadır. Öğrencilerin açıklama, doğrulama, karşılaştırma, zıt ve esnek düşünebilme yeteneklerini içerir. Öğrenciler bu süreçte hem derinlemesine öğrenirler hem de yeni bilgilerle var olan bilgileri arasında nasıl ilişki kurabileceklerini öğrenirler.

 

Akıl Yürütmede Bağlantılı Noktalar

Problem Çözme:

Bir amaca ulaşırken karşılaşılan güçlükleri yenme süreci olarak nitelendirilir. Bilgiyi kullanarak buna orjinallik, yaratıcılık ve akıl yürütme eklenerek çözme süreci tamamlanabilir. Problem çözmede sorunu değerlendirme, kavrama ve çözüme ulaşma eğilimi görülür. Sorunu kavrayarak ve akıl yürüterek çözme, deneme ve yanılma yoluyla çözmeden daha önemli ve etkilidir. Örneğin; çocuğunuz ulaşamadığı yerdeki oyuncağını almak için sopa yardımını kullanmayı düşünmesi gibi..

Analiz Becerisi:

Bu beceri bir konunun daha iyi anlaşılabilmesi için o konunun daha basit ve küçük parçalara ayrılarak incelenmesini kapsamaktadır. Çocuğun olayları incelemek için olayı daha basit bir parçaya ayırarak analiz etmesini öğrenmesi gerekmektedir.

Çocuklardaki bu becerinin gelişmesi için; ‘En önemli farklılık ne?’, ‘Olayları adım adım anlatabilir misin?’, ‘Bu olay farklı bir şekilde de sıralanabilir mi?’ gibi basit sorular yardımıyla çocuğun olayları analiz etmesinde yardımcı olunur. Çocuğun bu tip sorulara cevap vermesi, olayları parçalara ayırarak daha iyi kavramasını ve kendine bir düşünce tarzı geliştirmesini sağlar.

Sentez Becerilerinin Geliştirilmesi:

Bu düşünme becerisi, daha önceden öğrenilmiş olan bilgilerin, uygulamaların ve becerilerin birleştirilerek yeni bir şekilde düşünülmesi olarak nitelendirilir.

‘Şöyle sıralasak ne olur?’, ‘Şunlarla birlikte düşünsek ne elde ederiz?’, ‘Şu iki bilgiyi birleştirsek nasıl bir sonuç elde ederiz?’ tarzı sorularla çocuğun eski bilgileri aracılığıyla akıl yürüterek yeni bir düşünce ortaya çıkarması desteklenebilir.

Planlama :

Planlama ve organizasyon becerisi; karşılaşılan bir duruma yönelik düşünebilme, uygun stratejiler geliştirme ve bu stratejileri kullanarak işe koyulma ile ilişkili, hayatımızı yönetmemizi sağlayan en temel becerilerdendir.

Çocuklarda planlama ve organizasyon becerilerinin gelişiminde anne/baba tutumlarının çok önemli olduğunu unutmamalı ve kendi tutumlarımızı çocuklarımız yararına yeniden gözden geçirmeliyiz. Aşırı koruyucu, baskıcı ve disiplinli ebeveyn tutumlarının çocuklarda planlama becerilerinin gelişmesini engellediği, demokratik ve pozitif disiplin odaklı anne/baba tutumlarının ise çocukların bu becerilerini geliştirmelerine olanak tanıdığı bilinmektedir.

Günlük yaşam içinde planlama ve organizasyon becerileri gelişmiş çocukların akademik yaşamlarında bu becerileri kullanarak daha başarılı oldukları görülmektedir. Sabah kalktığında hava durumuna uygun giyinme becerisi olan bir çocuk, sınavda karşılaştığı bir soruya uygun çözüm geliştirme becerisini de kolaylıkla gösterebilmektedir.

Kategorize Etmek:

Kategorizasyon ya da kategorilendirme, bireylerin sosyal ve fiziksel çevrelerini kategorilere ayırmasını ve çeşitli öğeleri bu kategorilere yerleştirmesini ifade eden bilişsel süreçtir. Bir başka deyişle “insanın çevresini, kategoriler halinde düzenleme etkinliği ya da sürecidir”. Söz konusu kategoriler, bireyin eylemleri ve tutumları bakımından birbiriyle eşdeğerli veya birbirine benzer gördüğü insan, eşya, olay grupları ya da bunların belirli niteliklerini kapsayan gruplardır.

Kategorilendirme süreçleri, bireyin yaşamı açısından bir dizi pratik işleve sahiptir. Kategorilendirme, ilk olarak, yaşamın karmaşıklığını azaltmaya yarar. Bireyin çevresini basitleştirip sistematikleştirmesine katkıda bulunarak karmaşık bir yaşamla ve yaşamındaki değişikliklerle başa çıkmasını mümkün kılar. İkinci olarak, karşılaşılan uyaranların anında tanınmasını ve bir düzen içine konmasını; çevreyi bölümlemeyi ve bir açıdan benzer, bir başka açıdan farklı görülen öğeleri bir araya toplamayı sağlar. Böylece anlamlı, öngörülebilir bir dünyanın bilişsel olarak inşasını kolaylaştırırlar. Bu sayede çeşitli şeylerle yeniden karşılaştığımız her seferinde onları yeniden öğrenmek zorunluluğu ortadan kalkar. Çeşitli objeler (insan, olay, nesne) ve özellikleri belleğe depolanıp hareketli ve kullanılabilir bir tarzda tutulur ve böylece yeni objeler için kıyas noktası işlevi görürler. Üçüncü olarak, kategorilendirme sürecinde oluşturulan kategoriler, pratikte davranış ve eylemlerimizi yönlendirirler. Kategorilenen uyaran veya objeler karşısında, kategori bilgilerimize göre tepkide bulunuruz.

 

Çocukların Akıl Yürütme Yöntemlerini Geliştirmek İçin Ne Yapmalıyız?

  • Çocuklara duygusal olarak sıcak ve duyarlı bir ortamı sağlamak,
  • Çocuklara yapılan etkinliklerle ilgili sahiplenme duygusunu hissedecekleri bir

ortamı oluşturmak,

  • Çocuklara bilişsel zorluklar sağlayacak ortamı oluşturmak,
  • Çocuklara kendi düşüncelerini ortaya koyabilecekleri ortamı oluşturmak
  • Çocukların akıl yürütebileceği aşamalı olarak zorluk seviyelerinin artacağı egzersizlerde bulunmak
  • Çocukların akıl yürütme denemelerine karşı destekleyici davranış sergilemek
  • Çocuğunuzu plan yapması için cesaretlendirin
  • Çocuğunuza akıl vermeyin, aklını kullanması için teşvik edin
  • Çocuğunuzun düşünme becerileri üzerine düşünün
  • Düşünme faaliyeti için seçtiğiniz zamana dikkat edin
  • Faaliyetinizin içine biraz eğlence koyun
  • Kendi düşünme becerilerinizle ona örnek olun
, ,

AİLE NE ÖĞRETİR ÇOCUKLAR NE ÖĞRENİR?

AİLE NE ÖĞRETİR ÇOCUKLAR NE ÖĞRENİR?

 

Çocukların beyin gelişiminin büyük bir bölümü erken çocukluk döneminde tamamlanıyor. Bu nedenle çocukların bu yaşlarda yaşadıkları öğrenme deneyimleri çok önemlidir. Bu dönemde çocukların öğrenme macerasını nasıl yaşadıklarını ve ebeveynlerin, onların öğrenmelerini teşvik etmek için yapabileceklerini bilmek anne-babalar için oldukça yararlı olabilir.

Çocuklar söylenenden çok doğrudan davranışı taklit ederler ve o davranışı doğru-işe yarar olarak kabul ederek benimserler. Öğrenme sürecinde anne- babaya bu sebep ile çok büyük rol düşer. ‘ Ne ekersek onu biçeriz’ sözü bu durumu bize oldukça iyi bir şekilde anlatır.

Büyüme sürecinde olan çocuk anne ve babasıyla yakın bir iletişimde bulunur. Çocuk adeta bir kamera gibi etrafında olup bitenleri hafızasına kaydeder. Bundan dolayı ebeveynler davranışlarına oldukça dikkat etmeliler. Anne ve babanın normalmiş gibi yaptıkları bir kötü davranış, çocuk üstünde çok etkili olur. Çünkü çocuk yapılan davranışın iyi veya kötü olduğunu kavrayamaz. Bu sebep ile anne ve babasının yaptığı davranışları büyük bir oranda benimser ve yaşamında uygular.

Bu durumu daha iyi anlatmak için örnek vermemiz gerekirse; diyelim ki çocuk film izliyor. Ebeveynlerinden biri yemeğin hazır olduğunu çocuğuna söylüyor ve çocuk şuanda film izlediğini ve beklemesini istiyor. Çocuk uzun süre yemeğe gelmeyince, anne gidip televizyonu kapatıyor ve çocuğu zorla masaya oturtuyor. Çocuğun sergilemiş olduğu bu duruma bir de şu yönden bakalım. Ebeveynlerden biri çalışırken çocuk soru soruyor ve anne veya babasından meşgul olduğunu ve birazdan sormasını istediklerini cevabını alıyor. Çocuğumuz tekrar aynı soruyu sorduğunda ise bu sefer “İşim var. Görmüyor musun? ” tepkisini alıyor. Sonuç olarak biraz önce çocuğunun etkinliğini bölen anne, kendisinin işi bölününce sinirleniyor. Aslında çocuk, diğer insanların etkinliğini bölmeyi anneden öğreniyor. Bu örnek bu durumu anlamamız için bize iyi bir örnektir.

 

Bu örnek gibi birçok örnekle hayatımız boyuna birçok kez karşılaşıyoruz. En büyük problem ise çocuklarınızda istemediğiniz davranışların aslında ebeveynlerin davranışı olduğunun farkında olmamasıdır. Çocukta istenmeyen davranışlarla karşışıldığında aile ilk önce kendisini sorgulamalıdır. Ebeveynin ondan sonra yapması gerekenler bu ilk noktadan sonra zaten sıralanacaktır. Şunu unutmamalıyız ki ‘ Çocuk ailenin aynasıdır.’.

 

Kısacası, çocuklar çoğu zaman annelerin ve babaların öğretmek istediklerinden farklı şeyler öğrenir. Çünkü aileler çocuklarına doğru tavsiyeler verse de çoğu zaman farkında olmadan öğretmek istediği davranışların tam tersini kendileri yapar. Çocuklar da söylemlerden değil, davranışlardan öğrendiği için, ailenin istemediği şeyleri öğrenebilir. Bu sebep ile anne ve baba olmak aslında çocuğu değil, kendini yönetme sanatıdır.

 

Aileler Ne Yapmalıdır?

  • Çocuklar davranışın iyi mi kötü mü olduğunu henüz çok iyi kavrayamazlar.
  • Çocuğun aile içerisinde olup bitenleri bir kamera gibi her anını hafızalarına kaydettiğini unutmamalıdır.
  • Çocuklarda farkedilen yanlış davranışlarda, önce aile kendi davranışlarını göz önüne alarak kendini sorgulamalıdır.
  • Çocukların söylemlerden çok ebeveynlerin davranışlarını gözlemleyerek taklit ettiğini unutmamalıdır. Sözel komutlar vermek yerine örnek davranışlar sergilemeye gayret edin.
  • Çocuğun ailenin her yaptığı davranışı doğru olarak kabul ettiğini ve bu sebep ebeveynin ile davranışlarını ve kendilerini yönetmeleri gerektiğini bilmelidir.
  • Çocukların öğretilen şeylerden çok farklı şeyler çıkarabilceğini bilmedir.
  • Söylem ve davranışların uyumsuzluğunun çocuğun davranışlarını da yansıyacağını bilerek hareket etmelidir.
  • Çocuklara davranış kazandırmak ve öğretmek için soyut örnek ve söylemlerden çok somut örnek ve söylemler çok önemlidir.
  • Sergilediğiniz her davranışı, çocuğu nasıl etkileyeceğini düşünerek yapmaya özen gösterin.
  • Çocuğunuzun nasıl biri olmasını istiyorsanız kendiniz de öyle olmaya çalışın.

 

Mübeccel OSKAY

, , ,

Dikkat Dağınıklığı, Okul Hayatında Büyük Sorun Oluyor

Dikkat Dağınıklığı, Okul Hayatında Büyük Sorun Oluyor

İzmir Koleji İlkokul Müdürü Zehra Sağ, günümüzde öğrencilerin başarısını etkileyen en önemli sorunun dikkat dağınıklığı olduğuna dikkat çekerek, bilişsel terapi yöntemiyle bu sorunu aşmaya başladıklarını dile getirdi.

A+A-

Yeni nesil kuşağının en önemli sorunlarından biri olan dikkat dağınıklığını Bilişsel Terapi yöntemiyle çözen Norofix Bilişsel İşlev Geliştirme Metodu İzmir Koleji’nde uygulanmaya başlandı. İlkokul öğrencilerinin öğrenme kapasitelerini artırmak amacıyla ders programına alınan metod, Norofix psikologları rehberliğinde uygulanıyor. Öncelikle seviye tespit çalışmaları yapan uzmanlar, çocukların öğrenme kapasitelerine yönelik bireysel uygulamalara başladı. Belirli aralıklarla ölçüm ve değerlendirme yaparak gelişim sonuçlarını okul idaresi ile paylaşan uzmanlar, 2017-2018 eğitim öğretim yılı boyunca İzmir Koleji ile çalışmalarını sürdürecek.
Öğrenci Dersi Sevmiyorsa, Sebebi Araştırılmalı
İzmir Koleji İlkokul Müdürü Zehra Sağ, çocukların başarısını ve mutluluğunu temel hedef aldıklarını söyleyerek, günümüzün en büyük sorunlarından biri olan dikkat dağınıklığını bilşsel işlev geliştirme metodu ile aşmaya başladıklarını söyledi. Tüm ilkokul öğrencileri ile çalışmalara başladıklarını belirten Sağ, kısa zaman süresi içinde öğrencilerin derslere karşı ilgilerinin arttığına dikkat çekti. İzmir Koleji Müdürü, daha az zamanda, daha verimli öğrenmeyi sağlayan bu yöntem ile eğitim sisteminde zihinsel kapasitelerinin farkında, toplumsal sorumluluklarının bilincinde, dünyaya duyarlı bireyler yetiştirmeyi hedeflediklerini söyledi. Öğrencilerin neden ders çalışmayı sevmediğini ya da neden kitap okumadığını araştırırken tüm dünyaca kabul edilen bir metodu uygulamaya karar verdiklerini anlatan Sağ, velilerin çocuklarının iyi bir gözlemcisi olmasını tavsiye etti. İzmir Koleji Müdürü, ailelerin çocuklarını ders çalışmıyor diye suçlamaları yerine, nedenlerine odaklanmaları gerektiğini belirterek, şöyle devam etti;

“Ödev yapmak, ders çalışmak bir öğrenci için sorun teşkil ediyorsa, ailelerin, eğitimcilerin bunun sebeplerini mutlaka araştırması gerek. Dikkat dağınıklığı, hafıza problemi olan bir çocuğun ders çalışması uzun saatler sürebilir. Bu sorun sadece akademik olarak değil, sosyal olarak da çocuğun gelişimini olumsuz etkilemektedir. Biz öğrencilerin mutlu ve başarılı bireyler olmasını hedefleyen bir okul olarak çocukların bilişsel kapasitelerini artırmaya yönelik çalışmalar ile bu problemi ortadan kaldırıyoruz.”

Eylül ayından itibaren okulda dikkat, bellek ve muhakeme becerilerini geliştiren materyalli bilişsel gelişim sistemleri uyguladıklarını vurgulayan İzmir Koleji ilkokul Müdürü, Türk çocuklarına uygun dünyaca kabul görmüş bu metod ile çocukların öğrenmenin keyfini yaşamaya başladıklarını ifade etti.

Sadece öğrencilere değil, bireysel olarak kişilerin odaklanma, hafıza, hızlı düşünme, algılama ile ilgili problemlerini çözen Nörofix Bilişsel İşlev Geliştirme Metodu, kişilerin gerçek zihinsel kapasitelerini fark edip kullanmalarına ve arttırmalarına yardımcı oluyor.  Bilgi kayıplarına yol açan, tam öğrenmeyi engelleyen, dikkat, odaklanma, hatırlama, algılama, hızlı düşünme ile ilgili problemlerin giderilmesini sağlayan sistem, kişilerin yaşamın her alanında daha dikkatli olmasını sağlıyor.

bilişsel işlev gel öğrencilerin öğrenme performanslarını artıran Nörofix Bilişsel İşlev Gelişim Metodu ile dikkat, hafıza ve muhakeme kapasitelerini artırıyor. Daha az zamanda, daha çok öğrenmeyi sağlayan metod ile öğrencilerin zihinsel ve sosyal gelişimleri artıyor.

Yeni nesil kuşağının en önemli sorunlarından biri haline dikkat dağınıklığını ilaçsız tedavi yöntemi olarak bilinen Nörofix Bilişsel İşlev Geliştirme Metodu İzmir Koleji’nde uygulanmaya başlandı. İlkokul öğrencilerinin öğrenme kapasitelerini artırmak amacıyla ders programına alınan metod, Nörofix psikologları rehberliğinde uygulanıyor. Öncelikle seviye tespit çalışmaları yapan uzmanlar, çocukların öğrenme kapasitelerine yönelik bireysel uygulamalara başladı. Belirli aralıklarla ölçüm ve değerlendirme yaparak gelişim sonuçlarını okul idaresi ile paylaşan uzmanlar, 2017-2018 eğitim öğretim yılı boyunca İzmir Koleji ile çalışmalarını sürdürecek.
Öğrenci Dersi Sevmiyorsa, Sebebi Araştırılmalı
İzmir Koleji Genel Müdürü Zehra Sağ, çocukların başarısını ve mutluluğunu temel hedef aldıklarını söyleyerek, günümüzün en büyük sorunlarından biri olan dikkat dağınıklığını Nörofix metodu ile aşmayı planladıklarını söyledi. Tüm ilkokul öğrencileri ile çalışmalara başladıklarını belirten Sağ, kısa zaman süresi içinde öğrencilerin derslere karşı ilgilerinin arttığına dikkat çekti. İzmir Koleji Müdürü, daha az zamanda, daha verimli öğrenmeyi sağlayan bu yöntem ile eğitim sisteminde zihinsel kapasitelerinin farkında, toplumsal sorumluluklarının bilincinde, dünyaya duyarlı bireyler yetiştirmeyi hedeflediklerini söyledi. Öğrencilerin neden ders çalışmayı sevmediğini ya da neden kitap okumadığını araştırırken tüm dünyaca kabul edilen bir metodu uygulamaya karar verdiklerini anlatan Sağ, velilerin çocuklarının iyi bir gözlemcisi olmasını tavsiye etti. İzmir Koleji Müdürü, ailelerin çocuklarını ders çalışmıyor diye suçlamaları yerine, nedenlerine odaklanmaları gerektiğini belirterek, şöyle devam etti;

“Ödev yapmak, ders çalışmak bir öğrenci için sorun teşkil ediyorsa, ailelerin, eğitimcilerin bunun sebeplerini mutlaka araştırması gerek. Dikkat dağınıklığı, hafıza problemi olan bir çocuğun ders çalışması uzun saatler sürebilir. Bu sorun sadece akademik olarak değil, sosyal olarak da çocuğun gelişimini olumsuz etkilemektedir. Biz öğrencilerin mutlu ve başarılı bireyler olmasını hedefleyen bir okul olarak çocukların bilişsel kapasitelerini artırmaya yönelik çalışmalar ile bu problemi ortadan kaldırıyoruz.”

Eylül ayından itibaren okulda dikkat, bellek ve muhakeme becerilerini geliştiren materyalli bilişsel gelişim sistemleri uyguladıklarını vurgulayan İzmir Koleji Genel Müdürü, Türk çocuklarına uygun dünyaca kabul görmüş bu metod ile çocukların öğrenmenin keyfini yaşamaya başladıklarını ifade etti.

Sadece öğrencilere değil, bireysel olarak kişilerin odaklanma, hafıza, hızlı düşünme, algılama ile ilgili problemlerini çözen Norofix Bilişsel İşlev Geliştirme Metodu, kişilerin gerçek zihinsel kapasitelerini fark edip kullanmalarına ve arttırmalarına yardımcı oluyor.  Bilgi kayıplarına yol açan, tam öğrenmeyi engelleyen, dikkat, odaklanma, hatırlama, algılama, hızlı düşünme ile ilgili problemlerin giderilmesini sağlayan sistem, kişilerin yaşamın her alanında daha dikkatli olmasını sağlıyor.

Kaynak: Dikkat Dağınıklığı, Okul Hayatında Büyük Sorun Oluyor

, , ,

Dikkat Dağınıklığı, Okul Hayatında En Büyük Sorun!.. 

Dikkat Dağınıklığı, Okul Hayatında En Büyük Sorun!.. 

İzmir Koleji İlkokul Müdürü Zehra Sağ, günümüzde öğrencilerin başarısını etkileyen en önemli sorunun dikkat dağınıklığı olduğuna dikkat çekerek, bilişsel terapi yöntemiyle bu sorunu aşmaya başladıklarını söyledi.

Yeni nesil kuşağının en önemli sorunlarından biri olan dikkat dağınıklığını Bilişsel Terapi yöntemiyle çözen Norofix Bilişsel İşlev Geliştirme Metodu İzmir Koleji’nde uygulanmaya başlandı. İlkokul öğrencilerinin öğrenme kapasitelerini artırmak amacıyla ders programına alınan metod, Norofix psikologları rehberliğinde uygulanıyor. Öncelikle seviye tespit çalışmaları yapan uzmanlar, çocukların öğrenme kapasitelerine yönelik bireysel uygulamalara başladı. Belirli aralıklarla ölçüm ve değerlendirme yaparak gelişim sonuçlarını okul idaresi ile paylaşan uzmanlar, 2017-2018 eğitim öğretim yılı boyunca İzmir Koleji ile çalışmalarını sürdürecek.

Öğrenci Dersi Sevmiyorsa, Sebebi Araştırılmalı

İzmir Koleji İlkokul Müdürü Zehra Sağ, çocukların başarısını ve mutluluğunu temel hedef aldıklarını söyleyerek, günümüzün en büyük sorunlarından biri olan dikkat dağınıklığını bilşsel işlev geliştirme metodu ile aşmaya başladıklarını söyledi. Tüm ilkokul öğrencileri ile çalışmalara başladıklarını belirten Sağ, kısa zaman süresi içinde öğrencilerin derslere karşı ilgilerinin arttığına dikkat çekti. İzmir Koleji Müdürü, daha az zamanda, daha verimli öğrenmeyi sağlayan bu yöntem ile eğitim sisteminde zihinsel kapasitelerinin farkında, toplumsal sorumluluklarının bilincinde, dünyaya duyarlı bireyler yetiştirmeyi hedeflediklerini söyledi. Öğrencilerin neden ders çalışmayı sevmediğini ya da neden kitap okumadığını araştırırken tüm dünyaca kabul edilen bir metodu uygulamaya karar verdiklerini anlatan Sağ, velilerin çocuklarının iyi bir gözlemcisi olmasını tavsiye etti. İzmir Koleji Müdürü, ailelerin çocuklarını ders çalışmıyor diye suçlamaları yerine, nedenlerine odaklanmaları gerektiğini belirterek, şöyle devam etti;

“Ödev yapmak, ders çalışmak bir öğrenci için sorun teşkil ediyorsa, ailelerin, eğitimcilerin bunun sebeplerini mutlaka araştırması gerek. Dikkat dağınıklığı, hafıza problemi olan bir çocuğun ders çalışması uzun saatler sürebilir. Bu sorun sadece akademik olarak değil, sosyal olarak da çocuğun gelişimini olumsuz etkilemektedir. Biz öğrencilerin mutlu ve başarılı bireyler olmasını hedefleyen bir okul olarak çocukların bilişsel kapasitelerini artırmaya yönelik çalışmalar ile bu problemi ortadan kaldırıyoruz.”

Eylül ayından itibaren okulda dikkat, bellek ve muhakeme becerilerini geliştiren materyalli bilişsel gelişim sistemleri uyguladıklarını vurgulayan İzmir Koleji ilkokul Müdürü, Türk çocuklarına uygun dünyaca kabul görmüş bu metod ile çocukların öğrenmenin keyfini yaşamaya başladıklarını ifade etti.

Sadece öğrencilere değil, bireysel olarak kişilerin odaklanma, hafıza, hızlı düşünme, algılama ile ilgili problemlerini çözen Nörofix Bilişsel İşlev Geliştirme Metodu, kişilerin gerçek zihinsel kapasitelerini fark edip kullanmalarına ve arttırmalarına yardımcı oluyor.  Bilgi kayıplarına yol açan, tam öğrenmeyi engelleyen, dikkat, odaklanma, hatırlama, algılama, hızlı düşünme ile ilgili problemlerin giderilmesini sağlayan sistem, kişilerin yaşamın her alanında daha dikkatli olmasını sağlıyor.

bilişsel işlev gel öğrencilerin öğrenme performanslarını artıran Nörofix Bilişsel İşlev Gelişim Metodu ile dikkat, hafıza ve muhakeme kapasitelerini artırıyor. Daha az zamanda, daha çok öğrenmeyi sağlayan metod ile öğrencilerin zihinsel ve sosyal gelişimleri artıyor.

Yeni nesil kuşağının en önemli sorunlarından biri haline dikkat dağınıklığını ilaçsız tedavi yöntemi olarak bilinen Nörofix Bilişsel İşlev Geliştirme Metodu İzmir Koleji’nde uygulanmaya başlandı. İlkokul öğrencilerinin öğrenme kapasitelerini artırmak amacıyla ders programına alınan metod, Nörofix psikologları rehberliğinde uygulanıyor. Öncelikle seviye tespit çalışmaları yapan uzmanlar, çocukların öğrenme kapasitelerine yönelik bireysel uygulamalara başladı. Belirli aralıklarla ölçüm ve değerlendirme yaparak gelişim sonuçlarını okul idaresi ile paylaşan uzmanlar, 2017-2018 eğitim öğretim yılı boyunca İzmir Koleji ile çalışmalarını sürdürecek.

Öğrenci Dersi Sevmiyorsa, Sebebi Araştırılmalı

İzmir Koleji Genel Müdürü Zehra Sağ, çocukların başarısını ve mutluluğunu temel hedef aldıklarını söyleyerek, günümüzün en büyük sorunlarından biri olan dikkat dağınıklığını Nörofix metodu ile aşmayı planladıklarını söyledi. Tüm ilkokul öğrencileri ile çalışmalara başladıklarını belirten Sağ, kısa zaman süresi içinde öğrencilerin derslere karşı ilgilerinin arttığına dikkat çekti. İzmir Koleji Müdürü, daha az zamanda, daha verimli öğrenmeyi sağlayan bu yöntem ile eğitim sisteminde zihinsel kapasitelerinin farkında, toplumsal sorumluluklarının bilincinde, dünyaya duyarlı bireyler yetiştirmeyi hedeflediklerini söyledi. Öğrencilerin neden ders çalışmayı sevmediğini ya da neden kitap okumadığını araştırırken tüm dünyaca kabul edilen bir metodu uygulamaya karar verdiklerini anlatan Sağ, velilerin çocuklarının iyi bir gözlemcisi olmasını tavsiye etti. İzmir Koleji Müdürü, ailelerin çocuklarını ders çalışmıyor diye suçlamaları yerine, nedenlerine odaklanmaları gerektiğini belirterek, şöyle devam etti;

“Ödev yapmak, ders çalışmak bir öğrenci için sorun teşkil ediyorsa, ailelerin, eğitimcilerin bunun sebeplerini mutlaka araştırması gerek. Dikkat dağınıklığı, hafıza problemi olan bir çocuğun ders çalışması uzun saatler sürebilir. Bu sorun sadece akademik olarak değil, sosyal olarak da çocuğun gelişimini olumsuz etkilemektedir. Biz öğrencilerin mutlu ve başarılı bireyler olmasını hedefleyen bir okul olarak çocukların bilişsel kapasitelerini artırmaya yönelik çalışmalar ile bu problemi ortadan kaldırıyoruz.”

Eylül ayından itibaren okulda dikkat, bellek ve muhakeme becerilerini geliştiren materyalli bilişsel gelişim sistemleri uyguladıklarını vurgulayan İzmir Koleji Genel Müdürü, Türk çocuklarına uygun dünyaca kabul görmüş bu metod ile çocukların öğrenmenin keyfini yaşamaya başladıklarını ifade etti.

Sadece öğrencilere değil, bireysel olarak kişilerin odaklanma, hafıza, hızlı düşünme, algılama ile ilgili problemlerini çözen Norofix Bilişsel İşlev Geliştirme Metodu, kişilerin gerçek zihinsel kapasitelerini fark edip kullanmalarına ve arttırmalarına yardımcı oluyor.  Bilgi kayıplarına yol açan, tam öğrenmeyi engelleyen, dikkat, odaklanma, hatırlama, algılama, hızlı düşünme ile ilgili problemlerin giderilmesini sağlayan sistem, kişilerin yaşamın her alanında daha dikkatli olmasını sağlıyor.

Kaynak: İzmir Basın Grubu
,

Cas Testi

Norofix Bilişsel İşlev Geliştirme Metodu; bilimsel olarak kabul görmüş kognitif rehabilitasyon sistemleri baz alınarak oluşturulmuş bir gelişim programıdır. Nöropsikolojik test analizleri neticesinde kişiye özel gelişim programları uzmanlarımızca belirlenmekte ve hazırlanmaktadır.

Kognitif gelişim sistemlerindeki ortak hedef; bellek problemlerinin ortadan kaldırılması, öğrenme kapasitesinin artması, dikkat ve odaklanmanın artması, muhakeme becerinin gelişmesi, yorumlama becerilerinin gelişmesi, ince ve kaba motor becerilerinin gelişmesi, dürtü problemlerinin azalması, planlama becerilerinin gelişmesi, risk analizi yapabilmesi gibi bir çok ulaştığı alan mevcuttur.

Norofix Bilişsel İşlev Geliştirme Metodu tüm bunların yanında kişilerdeki bu bilişsel gelişimleri desteklediği gibi aynı zamanda da davranışsal gelişimler hedeflerinin arasındadır. (sabır, istikrar, özgüven, kendini ifade edebilme, sorumluluk alabilme, zaman yönetimi vs..)

, , , , ,

OKULDA BAŞARIYI YAKALAMANIN SIRLARI!

Bir süre öncesine kadar sadece birer “Üniversite öğrencisi adayı” olan, fakat zor bir imtihanın ardından “Üniversiteli” olmaya hak kazanan gençler, okuldan içeri adımlarını attıkları an daha bir çok sınavdan geçeceklerini ve üniversiteyi bitirmenin de en az kazanmak kadar zor olacağını anlamışlardır…

Çiçeği burnunda üniversitelilerin kendilerini geliştirebilmeleri ve binbir güçlükle kazandıkları üniversiteyi bitirebilmeleri için neler yapmaları gerekir dersiniz?

 

Kimler başarılı oluyor?

  • Yaşadıklarından ders alarak teorik ve pratiği harmanlayabilen
  • Olaylara geniş açıdan bakarken empati sağlayabilen
  • Kendine güvenen ve hayata iyi hazırlanabilen
  • Kendini geliştirmeye hevesli olan
  • Ders dışında da okuyan, kültürlü
  • Dikkat problemleri yaşamayan, kolay odaklanabilen
  • Güçlü bir belleğe sahip olan
  • Hedefleri olan ve onları gerçekleştirmek için çabalayan
  • Okuluna değer veren ve aktivitelere katılan
  • Hocalarıyla ders dışında da fikir alışverişinde bulunan
  • İdeolojisini kendine saklayan, fikirlere açık olan
  • Güveni aptal cesaretiyle karıştırmayan
  • Gündemi takip eden, olaylara farklı yorum getirebilen
  • Yeri geldiğinde akıntının tersine gidebilen
  • Not tutmanın önemini bilen; fotokopilerle değil, kendi notlarıyla çalışan
  • İnsanlarla iyi iletişim kurabilen.
  • Verilenlerle yetinmeyip sürekli bilgiyi arayan
  • Doğru ile yanlış bilgiyi ayırt eden
  • Sosyal yönü güçlü olan, araştırmayı seven
  • Yabancı dil bilen, üniversite kütüphanesini kullanan!

Kimler başarısız oluyor?

 

  • Günlük çalışma planı yapmadan güne başlayan,
  • Derste not almak yerine akılda tutmaya çalışan,
  • Zor ve acil işler yerine, kolay ve önemsiz işlerle ilgilenen,
  • Son gece koca bir kitabı ezberleyebileceğine inanan,
  • Dağınık ve düzensiz bir ortamda çalışan,
  • Ödevlerini yaparken ayrıntılara gereğinden fazla takılan,
  • Sorunları çözümlemeyi erteleyen,
  • Dersleri keyif için sık sık eken,
  • Yapması işe yeteri kadar odaklanamayan,
  • Dikkat eksikliği yaşayan,
  • Arkadaşlarının eğlence planlarına “Hayır!” demeyi başaramayan,
  • Bir işin başlangıç ve bitiş tarihlerini, saatlerini saptayamayan, öğrencilerin başı da genelde karne zamanı ciddi bir biçimde dertte oluyor!

 

Başarıyı yakalamak için…

Eğer bir işe odaklanma noktasında sıkıntı yaşıyorsanız, öncelikli olarak dikkat yetilerinizin ne düzeyde olduğunu öğrenmekle başarıyı yakalamaya başlayabilirsiniz. Ancak çoğu zaman ne düzeyde olduğunu bilmek yeterli olmayabiliyor. Dikkatinizi geliştirmek için ilk olarak ilaçsız çözüm yöntemlerine başvurabiliriz.

Yalnızca okulda değil, iş hayatında da başarılı olmanız için sahip olmanız gereken en önemli özelliklerden bir diğeri de ‘farklı düşünme becerileri’nizin (yaratıcı düşünme) gelişmesi olmasıdır. Uzmanlar ‘farklı düşünme becerileri’nin doğuştan kişide bulunan bir özellik olmadığını, sonradan öğrenilebileceğini söylüyorlar. ‘Farklı düşünme becerileri’ aslında bir düşünce biçimidir, tek farkı; “farklı” olması!

 

Peki, bunları nasıl geliştirirsiniz?

  • Çevrenizdekilerle iletişim kurun: Değerlerinizi herkesle paylaşın. Sorunlarla karşı karşıya geldiğinizde başkalarıyla paylaşın. Çevrenizdekilerin benzer sorunlara tepkisini gözlemleyin.
  • Beyin fırtınası yapın: Çok okuyun, çok izleyin. Aynı soruya, başka başka değer yargıları ve kültürlerin vereceği yanıtları bulmaya çalışın. Ders çalışırken bir gününüzü arkadaşlarla yapacağınız tartışmalara ayırın; aynı konu üzerinde birbirinizin fikirlerini alın…
  • Fikir ve sorularınızı mutlaka not edin: Fikirler ve sorular bir anda insanın aklına gelir, daha sonra uçup giderler; siz hiç yatağından kalkıp şiir yazan şairler olduğunu duymadınız mı!
  • Enerjinizi artırın: Spor yapın, esprili ve neşeli olun. Sorun ne kadar ciddi olursa olsun, alaya almaya çalışın.
  • Bulunduğunuz ortamı rahatlatın: Bir fikir üretmek istediğiniz zaman notlardan, afişlerden hatta size konuyla ilgili çağırışım yapabilecek olan resimlerden yararlanın. Uyarıcı müzikler dinleyin.
  • Beyninizi güçlendirin: Beyin fonksiyonlarınız geliştirmek için sizi zorlayan bulmacalar çözün.
  • Beyninize ve vücudunuza iyi bakın: Sigara, uyuşturucu ve içkinin sinir sisteminiz üzerinde olumsuz etkileri olacağını unutmayın…

 

Başarının 10 düşmanı

  • Olayları dar bir sınıra hapsetmek.
  • Çabuk yargılama ve sonuca gitme eğilimi, belirsizliğe tahammül edememek.
  • Aşırı baskı ile öz disiplini birbirine karıştırmak.
  • Aşırı ciddiyet. Hayal gücü, mizah, oyun ya da hobileri küçümsemek.
  • Bilimsellik adına sezgiyi küçümsemek.
  • Özgüven eksikliği, farklılığı göze alamama, sosyal uyum kaygıları ve korku.
  • Tek taraflı uzmanlaşma, iş ya da yaşam biçimi.
  • Olayları, kavramları zihinde canlandıramama, dilin yanlış kullanımı.
  • Farklılığa tahammül edemeyen bir aile ya da iş ortamı, sosyal ortam.


, , , , ,

DİKKAT EKSİKLİĞİ NEDİR?

Dikkat eksikliği, genellikle okul öncesi dönemde ortaya çıkan ve okul hayatının başlamasıyla belirginleşen bir durumdur. Görülme sıklığı %2-4 arasındadır. Erkek çocuklarda kız çocuklara oranla daha sık rastlanır. İlkokul çağında, sorumluluklar arttıkça, veliler ve öğretmenler tarafından fark edilmeye başlanır ve çoğunlukla ebeveynler bu konuda ne yapılması gerektiğini bilememektedirler. Dikkat eksikliği oldukça yaygın bir sorundur ve eğer tedavisi için herhangi bir adım atılmazsa kişinin okul hayatında, yetişkinlikteki iş hayatında ve hatta sosyal ilişkilerinde de kişiyi olumsuz yönde etkiler. Ebeveynlerin, eğitimcilerin ve çocuğun çevresinde bulunan diğer yetişkinlerin dikkat eksikliği bozukluğu belirtilerini fark edebilecek kadar biliyor olması, çocuğun davranışlarını, bir etkinliğe yoğunlaşma şeklini ve sosyal ilişkilerini iyi gözlemlemesi teşhisin konulabilmesi için atılacak ilk ve en önemli adımdır. Peki, bu dikkat eksikliği belirtileri nelerdir?

 

Öncelikle belirtilmesi gereken nokta, dikkat eksikliğinin belirtileri üç ana kategoride toplanabilir. Bunlar, konsantrasyon eksikliği, hiperaktivite ve dürtüselliktir.

 

 

Konsantrasyon eksikliğini nasıl anlarız?

1) Ev ödevleri ve evrak işleri gibi yoğunlaşma gerektiren görevlerde başarısız olunması.

2) Herhangi bir iş üzerinde uğraşırken, aslında başka insanların ilgisini dağıtmayan bir ses ya da olay ile yapılan işe devam edilememesi, bırakılması.

3)  Yapılan işte basit hatalar yapma, ayrıntılara dikkat etmeme ve yapılan işin dikkatsiz, düzensiz ve dağınık yapılması.

4) Günlük yapılması gereken sorumlulukları ve aktiviteleri unutma ve geciktirme.

5) Sosyal ilişkilerde, karşıdaki kişiyi dinlemekte zorlanma, söylenenleri akılda tutamama, ayrıntıları kaçırma.

6)  Sürekli olarak bir iş, oyun ya da hobiden sıkılıp diğerine geçme.

7)  İşleri erteleme ve geciktirmeye meyilli olma.

 

 

Peki, hiperaktivite belirtileri nelerdir?

1) Uzun süre oturamama, sürekli hareket halinde kıpır kıpır olma.

2) Durmadan amaçsızca ayakta dolaşma.

3) Nedensiz koşma, tırmanma, atlama, çarpma.

4) Sessiz kalmakta ve dinlemekte zorlanma, yüksek sesle konuşma.

5) Aşırı konuşma.

6) Grup aktivitelerinde kurallara uymakta zorlanma.

 

Çocukların %1’i DEHB’in ağır şeklini yaşar.

Okul öncesi dönemde zaten sıklıkla gözlenen bu belirtiler, okul hayatı başladığında yoğunluğunu kaybetmelidir. Eğer kaybetmiyorsa hiperaktiviteden şüphelenilmelidir. Gözlemlerin ebeveyn ve eğitimci

 

 

Dürtüsellik kendini nasıl belli eder?

1) Sabırsızlık.

2) Gelen soru tamamlanmadan cevap verme.

3) Sıra beklemekte ve takip etmekte zorlanma.

4) Karşıdaki kişinin sürekli sözünü kesme.

5) Yanlış zamanlarda ve durumlarda konuşma.

 

DİKKAT EKSİKLİĞİ NASIL OLUŞUR?

 

Asıl sebebi henüz bilinmemekle birlikte, yapılan çalışmalara göre bozukluğun ortaya çıkmasında hem biyolojik hem de genetik faktörler etkili olmaktadır. Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu olan çocukların beyinlerinin bazı bölgelerinde bulunan ve verileri ileten kimyasal ileticilerin çalışmalarında bozulmalar gözlenmiştir. Beynin bu bölgeleri hafıza, motivasyon, konsantrasyon ve planlama gibi günlük hayatımızı düzene sokan sorumluluklara sahiptir. Bu görevlerin olması gerektiği gibi gerçekleşmemesi sonucunda az önce bahsettiğimiz belirtiler kendini göstermeye başlar.

Bu belirtileri gösteren pek çok çocuğun hikayesinde enfeksiyon, zor doğum, beyin travması ya da hamilelikte tüketilen ilaçlar ile maruz kalınan toksinler görülmüştür. Her ne kadar ebeveyn davranışları ve sosyal çevre dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun ortaya çıkmasına neden olmasa da, davranışların kontrol altında tutulması ve belirtilerin azalıp artmasında son derece önemli bir yeri vardır.

 

 

HAREKETE GEÇMEMİZ GEREKTİĞİNİ NASIL ANLAYACAĞIZ?

 

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğunun varlığından söz edebilmek için

 

  • Belirtilerin yedi yaştan önce başlaması
  • En az iki ortamda görülmesi (okul, ev vb.)
  • Süreklilik göstermesi ve
  • Günlük yaşamı etkileyecek boyutta olması gerekir.

 

 

Doğru ve tutarlı bir gözlem çok önemlidir. Böyle bir durumla karşılaşıldığında ve şüphe duyulduğunda bir psikoloğa danışılması gerekmektedir.

 

NASIL ÜSTESİNDEN GELECEĞİZ?

 

Yapılan çalışmalara göre; dikkat eksikliğinin çözümü için öncelikli olarak asla ilaç tavsiyesi yapılmamalıdır. Dikkat eksikliği için verilen ilaçlar kişide bağımlılık haline gelebilmekte ve zamanla etkisini kaybettiği için doz artırımına ihtiyaç duyulmaktadır. Yine arttırılan dozlar da zamanla etkisini kaybetmekte ve yüksek doz sonucu kişide uyku düzeninin bozulması, iştah ve kilo kaybı, baş ağrısı ve sinirlilik gibi yan etkiler gözlenebilmektedir.

Burada yapılması gereken dikkat eksikliği üzerinde çalışmakta olan bir psikoloğa danışmak ve psikolog kontrolünde yürütülecek olan dikkati onarmaya yönelik çalışmalara uyum göstermektir.

Özellikle dikkat eksikliği olan çocukların daha fazla düzene ve kurallara ihtiyacı vardır. Hiperaktivite belirtilerine de sahip ise enerjisini boşaltıcı etkinlikler onlar için faydalı olabilir. Dikkati geliştirmek için yapılan çalışmaların yanında beslenme şekli de büyük önem taşımaktadır. Öncelikle şeker, çikolata gibi çocuğu biyolojik anlamda olumsuz etkileyen besinlerden uzak durulmalıdır. Özellikle B12 seviyesinin kişide normal aralıkta olduğuna emin olunmalı; sınıra yakın ya da düşük ise hemen desteklenmelidir. B12 desteği yanında OMEGA desteği de sağlanmalıdır. Bu desteklerle beraber dikkati toparlayıcı çalışmalar sürdürülmelidir. Tüm süreç bir bütündür ve hiçbir koldan bu süreçte açık kapı bırakmamak önemlidir. Bu nedenle çocuk, ebeveyn ve eğitimciler sürekli işbirliği halinde olmalıdırlar.