, , ,

ÖZGÜVEN GELİŞİMİ

ÖZGÜVEN GELİŞİMİ

 

     Özgüven, kişinin kendisiyle yaptığı öz değerlendirme sonucunda kendisinden memnun olup olmamasıyla ilgili bir olgudur. Kişinin kendisini iyi hissetmesini ve bunun etkisiyle çevresiyle barışık olmasını sağlar. Özgüven çocukluktan itibaren gelişmeye başlar. Çocukluk döneminde özgüven duygusunun gelişmesi anne ve babanın tutum ve davranışlarıyla oluşur. Daha sonra ise yaşadığı sosyal çevre ve arkadaş ortamı özgüven gelişiminde önemli rol oynar. Çocuk, çevresinden aldığı tepkiler sonucunda olumlu veya olumsuz bir özgüven geliştirir.

 

Özgüveni gelişmemiş çocuk, kendini yetersiz ve eksik hisseder. Beğenilmemek ve onaylanmamak korkusu vardır. Sosyal ortamlardan kaçınır. Diğer insanlarla iletişim kurmakta ve kendini ifade etmekte zorlanır. Aşırı utangaç ve içine kapanık olur. Kendisiyle ve çevresiyle barışık değildir. Başarısız olmaktan korktuğu için yeni deneyimlerden kaçınır. Hata yapmaktan korkar ve sorumluluk almak istemez. Sıkça başkalarına ihtiyaç duyar. Başkalarını memnun etme çabası vardır. Sürekli kendisini eleştirir ve kendini suçlar. Düşüncelerini söyleme cesareti olmaz. Kendi yeteneklerinin farkında değildir. Olumlu yönlerini görmezden gelir ve kendini değerli hissetmez. Olaylardan çabuk ve olumsuz etkilenir.

 

Çocukluk dönemindeki baskıcı ve korumacı ebeveyn tutumları çocuğun özgüveninin gelişememesine neden olur. Çocuğa yeterince güvenilmemesi, sorumluluk verilmemesi, yeteneklerinin görmezden gelinmesi ve yapabileceğinin fazlasını beklemekte özgüven gelişimini engeller. Ayrıca çocuğa karşı sürekli olumsuz yönde eleştirilerde bulunmak, onu başkalarıyla kıyaslamak, başarısız olduğunda ceza vermek veya aşağılayıcı sözler söylemek, başarılı olduğunda ise takdir etmemekte özgüven gelişimine engel olan etkenlerdendir. Özgüvenin gelişememesine neden olan bir başka faktör de çocuğa yeterince ilgi ve sevgi göstermemek ve düşüncelerine saygı duymamaktır.

 

Özgüven doğuştan gelen bir özellik değildir bu nedenle özgüven gelişimi zamanla gelişebilir. Çocuğun kendisiyle ilgili olumlu düşünceler geliştirmesine yardımcı olabiliriz. Özgüven gelişimi için öncelikle çocuğa gerekli ilgi ve sevgi gösterilmelidir. Onun duygularını özgürce yaşayıp ifade etmesine fırsat tanıyıp, becerilerini desteklemek özgüveninin gelişmesini sağlar. Her çocuk farklı ve özeldir bu yüzden onu başkalarıyla kıyaslamaktan kaçınmalı ve onu olduğu gibi kabul etmek gereklidir. Çocukların başarılarında olduğu kadar başarısız olduklarında da yanlarında olmalıyız. Kendisini iyi ve rahat hissedebileceği çeşitli aktivitelere katılmasını sağlayabiliriz. Ayrıca özgüven gelişimi için uzmanlardan psikolojik destek alınabilir.

, , , ,

Çocuklarda zaman yönetimi; planlama ve organizasyon becerisi kazandırma

Çocuklarda zaman yönetimi; planlama ve organizasyon becerisi kazandırma

 

Nedir?

Zaman yönetimi, üreticiliği ve verimliliği arttırmak amaçlı olarak, belirli aktiviteler üzerinde harcanan zamanı bilinçli bir şekilde kontrol etme yöntemidir. Daha çok iş hayatında yetişkinler için üzerinde durulan bir konu olmasına rağmen, çocuklara erken yaşlardan kazandırılan planlama ve organizasyon becerilerinin katkısı büyük oluyor.  Belirli görevleri, projeleri bitirirken kullanılan çeşitli beceriler, araçlar ve teknikler ile zaman yönetimi desteklenir. Zaman yönetimi kişisel bir süreçtir bu nedenle kişinin çalışma stili ile koşullarına uygun olmalıdır.

Neden?

Çocuğunuza öğreteceğiniz zaman planlaması ile ona hayat için önemli bir araç sunmuş olacaksınız. İlerleyen zamanlarda okul çalışmaları ile kişisel çalışmaların, aile zamanı ile sosyal zamanı çakıştığında çocuğunuz gerginlik yaşamadan bu aktiviteleri düzenleyebilecek beceriye sahip olur.

Yoğun bir hayatta çocuklar okul, ev ve sosyal alanlarındaki sorumluluklarını ve aktiviteleri dengelemekte güçlük yaşarlar. Çocuklara sadece zamanı planlamayı değil, zamanı da daha etkili kullanmayı öğretebildiğimizde onlara hayat boyu fayda sağlayacak bir beceri kazandırmış oluruz. Bu beceriyi kazanmak her çocuk için kolay olmuyor ancak sabırlı ve tutarlı olduğunda her çocuk bu beceriyi içselleştirebilir.

 

Okul Çağı Çocuklarda Zaman Yönetimi

Çocuğunuz ile gün içi zamanları, o gün içinde ne kadar fazla etkinlik yapabileceğinizi, çalışmasını tamamlamak için ne kadar süreye ihtiyacı olduğunu konuşabilirsiniz.

Çocuğunuza bir ajanda alabilir veya bir ufak deftere tarih-gün yazarak ajandaya dönüştürebilirsiniz. Çocuğunuza ödevlerini, projelerini teslim tarihlerini, önemli günleri, gezileri, doğum günlerini buraya kaydetmesine yardımcı olun. Bazı çocuklar için yine büyük aylık takvimi odasının duvarına asmak ve oraya not almasını sağlamak daha etkili olabilir.

Çocuğunuza ajandasına/takvimine o gün için planladığı etkinlikleri, yapması gerekenleri süreleri ile yazmasına yardımcı olun. Etkinliği tamamladığında ise ne kadar süre geçtiğine bakın ve tahmini ile karşılaştırın. Bu sayede çocuğunuz belirli etkinlikleri yapmanın ne kadar zaman aldığını öğrenir, içselleştirir.

Çocuğunuza öncelik belirlemeyi öğretin. Yapması gereken ve yapmak istediklerini ayırt etmeyi onunla çalışın. Her şeyi bir anda düzgün bir şekilde yapamayacağını, öncelik sıralaması yapmasının önemini belirtin. O gün veya o hafta yapılması gerekenler, yapmak istediklerim diye bir liste hazırladıktan sonra yapılması şart olanlara bir yıldız, yapmak istediklerine bir gülen yüz koyarak öncelik belirlemeyi öğrenebilir.

 

Tüm yaş grubundaki çocuklar için;

  • Zaman tanıyın.Çocuğunuza yapılması gerekeni o anda söylemeyin. Bir 5-10 dakika önce bir hatırlatmada bulunun. Örneğin akşam yemeğine 10 dk sonra oturuyoruz. Bu sayede çocuğunuz o anda yaptığını tamamlayabilir, zamanını yönetebilmeyi öğrenir.
  • Zamanlama konusunda ve zamanınızı etkili kullanma konusunda çocuğunuza iyi bir rol model olun. Çocuğunuzu zamanında okuluna götürün, okuldan alın. Söz verdiğiniz saatlere sadık kalmaya çalışın. İşe giderken geç kaldım telaşını, yetiştiremediğiniz bir projeyle ilgili olan kaygınızı çocuğunuzun önünde yaşamamaya özen gösterin.
  • Çocuğunuz zaman yönetimini iyi yapmadığında sonuçlarını çocuğunuzun yaşamasına fırsat verin. Çocuğunuza ödev zamanını etkin kullanmadığında yapmak istediği etkinliklere daha az zamanı kaldığını anlatın.
, , , ,

Çocuklarda Akıl Yürütme

Çocuklarda Akıl Yürütme

 

Akıl yürütme, daha önceden öğrenilmiş bilgileri yeni karşılaşılan bir soruna çözüm bulabilmek için birleştirme ve düzenleme süreci olarak nitelendirilir. Düşünme semboller aracılığı ile gerçekleşir. Sembollerde olay ve nesne gibi dış uyarıcıları temsil eden işaretlerdir.

 

Olgunlaşma ve bilişsel gelişim iyi akıl yürütme için şarttır. Bilişsel gelişim ise bilgiyi tanımayı, problem çözmeyi, karar vermeyi ve bir işi tamamlayıncaya kadar dikkati vermeyi içerir ve bu beceriler akıl yürütmenin önemli şekilleridir.

 

Bireyin içinde yaşadığı dünyayı öğrenmesi ve anlaması için akıl yürütme, problem çözme, kavramlar ve düşünme ile ilgili zihinsel faaliyetlerin tümü “bilişsel sistem”i oluşturmaktadır. Bilişsel hedefler hafıza, karar verme ve akıl yürütme gibi farklı zihinsel becerileri içermektedir. Algı, bellek, düşüncenin genellenmesi,  değerlendirilmesi ve akıl yürütme gibi süreçler bilişsel yeteneklerdendir .

 

Düşünme ve akıl yürütme, öğretimin odağındadır. Öğrencilerin açıklama, doğrulama, karşılaştırma, zıt ve esnek düşünebilme yeteneklerini içerir. Öğrenciler bu süreçte hem derinlemesine öğrenirler hem de yeni bilgilerle var olan bilgileri arasında nasıl ilişki kurabileceklerini öğrenirler.

 

Akıl Yürütmede Bağlantılı Noktalar

Problem Çözme:

Bir amaca ulaşırken karşılaşılan güçlükleri yenme süreci olarak nitelendirilir. Bilgiyi kullanarak buna orjinallik, yaratıcılık ve akıl yürütme eklenerek çözme süreci tamamlanabilir. Problem çözmede sorunu değerlendirme, kavrama ve çözüme ulaşma eğilimi görülür. Sorunu kavrayarak ve akıl yürüterek çözme, deneme ve yanılma yoluyla çözmeden daha önemli ve etkilidir. Örneğin; çocuğunuz ulaşamadığı yerdeki oyuncağını almak için sopa yardımını kullanmayı düşünmesi gibi..

Analiz Becerisi:

Bu beceri bir konunun daha iyi anlaşılabilmesi için o konunun daha basit ve küçük parçalara ayrılarak incelenmesini kapsamaktadır. Çocuğun olayları incelemek için olayı daha basit bir parçaya ayırarak analiz etmesini öğrenmesi gerekmektedir.

Çocuklardaki bu becerinin gelişmesi için; ‘En önemli farklılık ne?’, ‘Olayları adım adım anlatabilir misin?’, ‘Bu olay farklı bir şekilde de sıralanabilir mi?’ gibi basit sorular yardımıyla çocuğun olayları analiz etmesinde yardımcı olunur. Çocuğun bu tip sorulara cevap vermesi, olayları parçalara ayırarak daha iyi kavramasını ve kendine bir düşünce tarzı geliştirmesini sağlar.

Sentez Becerilerinin Geliştirilmesi:

Bu düşünme becerisi, daha önceden öğrenilmiş olan bilgilerin, uygulamaların ve becerilerin birleştirilerek yeni bir şekilde düşünülmesi olarak nitelendirilir.

‘Şöyle sıralasak ne olur?’, ‘Şunlarla birlikte düşünsek ne elde ederiz?’, ‘Şu iki bilgiyi birleştirsek nasıl bir sonuç elde ederiz?’ tarzı sorularla çocuğun eski bilgileri aracılığıyla akıl yürüterek yeni bir düşünce ortaya çıkarması desteklenebilir.

Planlama :

Planlama ve organizasyon becerisi; karşılaşılan bir duruma yönelik düşünebilme, uygun stratejiler geliştirme ve bu stratejileri kullanarak işe koyulma ile ilişkili, hayatımızı yönetmemizi sağlayan en temel becerilerdendir.

Çocuklarda planlama ve organizasyon becerilerinin gelişiminde anne/baba tutumlarının çok önemli olduğunu unutmamalı ve kendi tutumlarımızı çocuklarımız yararına yeniden gözden geçirmeliyiz. Aşırı koruyucu, baskıcı ve disiplinli ebeveyn tutumlarının çocuklarda planlama becerilerinin gelişmesini engellediği, demokratik ve pozitif disiplin odaklı anne/baba tutumlarının ise çocukların bu becerilerini geliştirmelerine olanak tanıdığı bilinmektedir.

Günlük yaşam içinde planlama ve organizasyon becerileri gelişmiş çocukların akademik yaşamlarında bu becerileri kullanarak daha başarılı oldukları görülmektedir. Sabah kalktığında hava durumuna uygun giyinme becerisi olan bir çocuk, sınavda karşılaştığı bir soruya uygun çözüm geliştirme becerisini de kolaylıkla gösterebilmektedir.

Kategorize Etmek:

Kategorizasyon ya da kategorilendirme, bireylerin sosyal ve fiziksel çevrelerini kategorilere ayırmasını ve çeşitli öğeleri bu kategorilere yerleştirmesini ifade eden bilişsel süreçtir. Bir başka deyişle “insanın çevresini, kategoriler halinde düzenleme etkinliği ya da sürecidir”. Söz konusu kategoriler, bireyin eylemleri ve tutumları bakımından birbiriyle eşdeğerli veya birbirine benzer gördüğü insan, eşya, olay grupları ya da bunların belirli niteliklerini kapsayan gruplardır.

Kategorilendirme süreçleri, bireyin yaşamı açısından bir dizi pratik işleve sahiptir. Kategorilendirme, ilk olarak, yaşamın karmaşıklığını azaltmaya yarar. Bireyin çevresini basitleştirip sistematikleştirmesine katkıda bulunarak karmaşık bir yaşamla ve yaşamındaki değişikliklerle başa çıkmasını mümkün kılar. İkinci olarak, karşılaşılan uyaranların anında tanınmasını ve bir düzen içine konmasını; çevreyi bölümlemeyi ve bir açıdan benzer, bir başka açıdan farklı görülen öğeleri bir araya toplamayı sağlar. Böylece anlamlı, öngörülebilir bir dünyanın bilişsel olarak inşasını kolaylaştırırlar. Bu sayede çeşitli şeylerle yeniden karşılaştığımız her seferinde onları yeniden öğrenmek zorunluluğu ortadan kalkar. Çeşitli objeler (insan, olay, nesne) ve özellikleri belleğe depolanıp hareketli ve kullanılabilir bir tarzda tutulur ve böylece yeni objeler için kıyas noktası işlevi görürler. Üçüncü olarak, kategorilendirme sürecinde oluşturulan kategoriler, pratikte davranış ve eylemlerimizi yönlendirirler. Kategorilenen uyaran veya objeler karşısında, kategori bilgilerimize göre tepkide bulunuruz.

 

Çocukların Akıl Yürütme Yöntemlerini Geliştirmek İçin Ne Yapmalıyız?

  • Çocuklara duygusal olarak sıcak ve duyarlı bir ortamı sağlamak,
  • Çocuklara yapılan etkinliklerle ilgili sahiplenme duygusunu hissedecekleri bir

ortamı oluşturmak,

  • Çocuklara bilişsel zorluklar sağlayacak ortamı oluşturmak,
  • Çocuklara kendi düşüncelerini ortaya koyabilecekleri ortamı oluşturmak
  • Çocukların akıl yürütebileceği aşamalı olarak zorluk seviyelerinin artacağı egzersizlerde bulunmak
  • Çocukların akıl yürütme denemelerine karşı destekleyici davranış sergilemek
  • Çocuğunuzu plan yapması için cesaretlendirin
  • Çocuğunuza akıl vermeyin, aklını kullanması için teşvik edin
  • Çocuğunuzun düşünme becerileri üzerine düşünün
  • Düşünme faaliyeti için seçtiğiniz zamana dikkat edin
  • Faaliyetinizin içine biraz eğlence koyun
  • Kendi düşünme becerilerinizle ona örnek olun
, , , , ,

DİKKAT EKSİKLİĞİ NEDİR?

Dikkat eksikliği, genellikle okul öncesi dönemde ortaya çıkan ve okul hayatının başlamasıyla belirginleşen bir durumdur. Görülme sıklığı %2-4 arasındadır. Erkek çocuklarda kız çocuklara oranla daha sık rastlanır. İlkokul çağında, sorumluluklar arttıkça, veliler ve öğretmenler tarafından fark edilmeye başlanır ve çoğunlukla ebeveynler bu konuda ne yapılması gerektiğini bilememektedirler. Dikkat eksikliği oldukça yaygın bir sorundur ve eğer tedavisi için herhangi bir adım atılmazsa kişinin okul hayatında, yetişkinlikteki iş hayatında ve hatta sosyal ilişkilerinde de kişiyi olumsuz yönde etkiler. Ebeveynlerin, eğitimcilerin ve çocuğun çevresinde bulunan diğer yetişkinlerin dikkat eksikliği bozukluğu belirtilerini fark edebilecek kadar biliyor olması, çocuğun davranışlarını, bir etkinliğe yoğunlaşma şeklini ve sosyal ilişkilerini iyi gözlemlemesi teşhisin konulabilmesi için atılacak ilk ve en önemli adımdır. Peki, bu dikkat eksikliği belirtileri nelerdir?

 

Öncelikle belirtilmesi gereken nokta, dikkat eksikliğinin belirtileri üç ana kategoride toplanabilir. Bunlar, konsantrasyon eksikliği, hiperaktivite ve dürtüselliktir.

 

 

Konsantrasyon eksikliğini nasıl anlarız?

1) Ev ödevleri ve evrak işleri gibi yoğunlaşma gerektiren görevlerde başarısız olunması.

2) Herhangi bir iş üzerinde uğraşırken, aslında başka insanların ilgisini dağıtmayan bir ses ya da olay ile yapılan işe devam edilememesi, bırakılması.

3)  Yapılan işte basit hatalar yapma, ayrıntılara dikkat etmeme ve yapılan işin dikkatsiz, düzensiz ve dağınık yapılması.

4) Günlük yapılması gereken sorumlulukları ve aktiviteleri unutma ve geciktirme.

5) Sosyal ilişkilerde, karşıdaki kişiyi dinlemekte zorlanma, söylenenleri akılda tutamama, ayrıntıları kaçırma.

6)  Sürekli olarak bir iş, oyun ya da hobiden sıkılıp diğerine geçme.

7)  İşleri erteleme ve geciktirmeye meyilli olma.

 

 

Peki, hiperaktivite belirtileri nelerdir?

1) Uzun süre oturamama, sürekli hareket halinde kıpır kıpır olma.

2) Durmadan amaçsızca ayakta dolaşma.

3) Nedensiz koşma, tırmanma, atlama, çarpma.

4) Sessiz kalmakta ve dinlemekte zorlanma, yüksek sesle konuşma.

5) Aşırı konuşma.

6) Grup aktivitelerinde kurallara uymakta zorlanma.

 

Çocukların %1’i DEHB’in ağır şeklini yaşar.

Okul öncesi dönemde zaten sıklıkla gözlenen bu belirtiler, okul hayatı başladığında yoğunluğunu kaybetmelidir. Eğer kaybetmiyorsa hiperaktiviteden şüphelenilmelidir. Gözlemlerin ebeveyn ve eğitimci

 

 

Dürtüsellik kendini nasıl belli eder?

1) Sabırsızlık.

2) Gelen soru tamamlanmadan cevap verme.

3) Sıra beklemekte ve takip etmekte zorlanma.

4) Karşıdaki kişinin sürekli sözünü kesme.

5) Yanlış zamanlarda ve durumlarda konuşma.

 

DİKKAT EKSİKLİĞİ NASIL OLUŞUR?

 

Asıl sebebi henüz bilinmemekle birlikte, yapılan çalışmalara göre bozukluğun ortaya çıkmasında hem biyolojik hem de genetik faktörler etkili olmaktadır. Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu olan çocukların beyinlerinin bazı bölgelerinde bulunan ve verileri ileten kimyasal ileticilerin çalışmalarında bozulmalar gözlenmiştir. Beynin bu bölgeleri hafıza, motivasyon, konsantrasyon ve planlama gibi günlük hayatımızı düzene sokan sorumluluklara sahiptir. Bu görevlerin olması gerektiği gibi gerçekleşmemesi sonucunda az önce bahsettiğimiz belirtiler kendini göstermeye başlar.

Bu belirtileri gösteren pek çok çocuğun hikayesinde enfeksiyon, zor doğum, beyin travması ya da hamilelikte tüketilen ilaçlar ile maruz kalınan toksinler görülmüştür. Her ne kadar ebeveyn davranışları ve sosyal çevre dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun ortaya çıkmasına neden olmasa da, davranışların kontrol altında tutulması ve belirtilerin azalıp artmasında son derece önemli bir yeri vardır.

 

 

HAREKETE GEÇMEMİZ GEREKTİĞİNİ NASIL ANLAYACAĞIZ?

 

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğunun varlığından söz edebilmek için

 

  • Belirtilerin yedi yaştan önce başlaması
  • En az iki ortamda görülmesi (okul, ev vb.)
  • Süreklilik göstermesi ve
  • Günlük yaşamı etkileyecek boyutta olması gerekir.

 

 

Doğru ve tutarlı bir gözlem çok önemlidir. Böyle bir durumla karşılaşıldığında ve şüphe duyulduğunda bir psikoloğa danışılması gerekmektedir.

 

NASIL ÜSTESİNDEN GELECEĞİZ?

 

Yapılan çalışmalara göre; dikkat eksikliğinin çözümü için öncelikli olarak asla ilaç tavsiyesi yapılmamalıdır. Dikkat eksikliği için verilen ilaçlar kişide bağımlılık haline gelebilmekte ve zamanla etkisini kaybettiği için doz artırımına ihtiyaç duyulmaktadır. Yine arttırılan dozlar da zamanla etkisini kaybetmekte ve yüksek doz sonucu kişide uyku düzeninin bozulması, iştah ve kilo kaybı, baş ağrısı ve sinirlilik gibi yan etkiler gözlenebilmektedir.

Burada yapılması gereken dikkat eksikliği üzerinde çalışmakta olan bir psikoloğa danışmak ve psikolog kontrolünde yürütülecek olan dikkati onarmaya yönelik çalışmalara uyum göstermektir.

Özellikle dikkat eksikliği olan çocukların daha fazla düzene ve kurallara ihtiyacı vardır. Hiperaktivite belirtilerine de sahip ise enerjisini boşaltıcı etkinlikler onlar için faydalı olabilir. Dikkati geliştirmek için yapılan çalışmaların yanında beslenme şekli de büyük önem taşımaktadır. Öncelikle şeker, çikolata gibi çocuğu biyolojik anlamda olumsuz etkileyen besinlerden uzak durulmalıdır. Özellikle B12 seviyesinin kişide normal aralıkta olduğuna emin olunmalı; sınıra yakın ya da düşük ise hemen desteklenmelidir. B12 desteği yanında OMEGA desteği de sağlanmalıdır. Bu desteklerle beraber dikkati toparlayıcı çalışmalar sürdürülmelidir. Tüm süreç bir bütündür ve hiçbir koldan bu süreçte açık kapı bırakmamak önemlidir. Bu nedenle çocuk, ebeveyn ve eğitimciler sürekli işbirliği halinde olmalıdırlar.